Türkçe eğitiminde bazı sorunlar ve beklenen çözümler
- Okul kitapları ne durumda?
- Şumen ve Kırcaali’de bulunan enstitülerin Türkoloji bölümlerine ne kadar öğrenci alınacak?
- Öğretmenler için yetkinleştirme kursları hangi bölgelerde düzenlenecek?
Kâzım Memiş ile söylesi yapan Halit Aliosman Dağlı
Sayın dostum Kâzım Memiş, otuz beş yıla yakın gazeteciliğiniz var. Kaderin bir cilvesi mi desek, ne desek, bu yılın başından beri Eğitim ve Bilim Bakanlığında görev yapıyorsunuz. Türkçe öğretimi başuzmanı olarak, ağır fakat şerefli bir sorunu yükümlendiniz. Ne diyeceksiniz, eğitim davamızda güçlükler var mı?
– Var, hem de çok. Vatan bildiğimiz bu memlekette, bu ülkede ezelden beri Türkçe okutuluyordu. Bunu siz de biliyorsunuz, okurlarınız da. Ne var ki, şöyle bir yirmi yıl kadar önce dokuz dereden su getirilerek Türkçe öğretimi okullarda yasaklandı.
Daha sonra, yedi yıl önce de, yani seksen beşte, Türkçe konuşma yasağına çarptırıldık. Bir baskıdır yaşadık, ama baskının en dehşetlisi Türk dilini ve Türklük bilincini öldürmeye yöneltilmişti. Ne oldu? Okullarda Türkçe öğretimini hatırlatacak ne varsa yok edildi. Türkçe gramer okuma kitabı, başka öğretim araçlarıyla sobalar tutuşturularak yakıldılar, yok edildiler. Bir araştırınız, bugün o zamanlardan kalma ne Türkçe öğretimi programı bulabilirsiniz, ne de çocuklarımızın Türk isimli okul defterleri! Bazı yerlerde korunmuş olabilir tabii. Bu duruma komünist yönetim tarafından Türkçe öğretimine karşı kasten yaratılan nefreti de bir ilave ediniz. Yetkili öğretmen yetersizliği de ortada dev gibi duruyor. Şöyle ki, her şeyi yeni baştan var etmeye çalışıyoruz. Türkçe okuma hakkımızı yeniden alıyoruz, okullarda okunmasını yeni kanunlaştırıyoruz, okul kitaplarını yeniden yazıp basmaya çalışıyoruz, öğretmen yetiştirme konusu yine öyle. Bütün bunlar hiç de kolay olmuyor. Bunlar hem uzman istiyor, hem de zaman…
Okurlarımız, öğrenciler, anne ve babaları, ders kitaplarının durumuyla ilgileniyorlar. Geçen ders yılında bütün öğrenciler, üçüncüden sekizinci sınıfa kadar, sadece iki ders kitabıyla Türkçe öğretimi yaptılar, ya bu yıl?
– Evet, öyleydi. Bu durum öğrencileri de, öğretmenleri de, ana ve babaları da üzüyordu. Fakat bunun başka bir çıkar yolu da yoktu sanki. Yeni baştan Türkçe öğretimine başlıyorduk. Derhal, bir iki ay içerisinde bütün sınıflar için ayrı ayrı ders kitapları hazırlayıp öğrencilere sunamazdık. Geçen yıl en önemli sorun Türk dili öğretimini organize etmek, Türkçe öğretimine başlamak ve çocuklarımıza Türkçe okuyup yazmayı öğretmekti. Diyebilirim ki, bu bakımdan hedefimize de ulaştık.
Yeni gelen ders yılında okullarımızda Türkçe öğretimi sorunu nasıl bir manzara arz edecek?
– Önümüzdeki ders yılında Türkçe öğretimi birinci sınıftan başlayacak, haftada dört saat olmak üzere, sekizinci sınıf da dahil, Türkçe okumak isteyen bütün öğrenciler ana dillerini okullarda okuyacaktır. Bunu Eğitim ve Bilim Bakanlığımızın en son ders plânı böyle buyuruyor. Bu dört saat Türkçe serbest, yani gönüllü seçmeli ders olarak. Birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar, diğer dersler gibi haftalık okul ders programı içerisine alınacaktır. Geçen ders yılında bu konuda çok hatalara meydan verildi. Türkçe, program dışında bırakıldı hayli okullarda. Bu yıl buna katiyen meydan verilmemelidir. Yani Türkçe, okulun haftalık ders programında birinci, ikinci, üçüncü vs. saatlerde yerini gerektiği gibi almalıdır.
Ya 5, 6 ve 7. sınıflar?
– Dört saat Türkçe okunması şartıyla, okuldaki olanaklara göre davranılacak. Buna sebep, bu sınıflarda ders programının haddinden fazla yüklü olacağı gösteriliyor. Fakat ileride, her geçen yıl, bu durum da normalleşecek. Eğitim ve Bilim Bakanlığı’nın en son ders plânının uygulaması sürecinde her yıl daha bir sınıfın Türkçe okuması programa dahil edilecek. Yani, bir yıl sonra 6. sınıf, iki yıl sonra 7. sınıf ve üç yıl sonra da 8. sınıfta Türkçe öğretimi haftalık okul ders programlarının içerisine alınacaktır. Bu durum bu an böyledir, değişebilir de ders yılı başlayıncaya dek.
Ders kitapları sorununa da biraz ışık tutalım.
– Bunda hayli zaman önce Eğitim ve Bilim Bakanlığı nezdinde bir komisyon oluşturduk. Görevi mümkün olduğu kadar kısa bir süre içerisinde ders kitaplarını hazırlamaktı. Komisyona giren kişilerin bugüne kadar çalışmaları sonucu kitaplar basıma hazırlandı. Bu ders yılında öğrencilere 6 ders kitabı sunmaya çalışacağız. Hemen her sınıfın ayrı ders kitabı olacak. Yeni ders kitaplarında okuma ile gramer karma olarak, birlikte yürütülecek.
Geçen ders yılında sunduğumuz Alfabe iki dilde, yani Bulgarca ve Türkçe hazırlanmıştı. Birçok öğretmenimiz bunu olumsuz değerlendirdi. Bu yıl sunacağımız Alfabe, bir dilde, Türkçedir. Öğretmen ve öğrencilerin bunu olumlu karşılayacağını düşünüyorum. Arzumuz ders kitaplarını 15 Eylül’e kadar hazırlamak. Tabi, bunu gerçekleştirmek hiç de kolay değil, önümüzde hayli güçlükler çıkacağını sanıyorum.
Bütün bunlarla yan yana, öğretmenler için, 1-8.’ye kadar Türk dili ders programı üzerine de yoğun çalışmalar yapıyoruz.
Bu yaz aylarında öğretmenler için yetkinleştirme kursları düzenlenecek mi? Bu konuyla çok ilgileniyorlar…
– Evet, bize de telefonla sık sık soruyorlar. Herkese malûm, bizde öğretmen sorunu çok acı, çok büyük bir sorun. Biliyoruz ki, 1989 yılında komünist yönetim yüzbinlerce Türkü sınır dışı etti. Bunların arasında 9 bin kadar da yükseköğrenimli aydınımız vardı. Bu dokuz binin hiç değilse yarısı öğretmendi. Komünist yönetim o insanlık dışı hareketini ince ince planlaştırmıştı. Önce Bulgaristan Türkünü yönetmensiz, öğretmensiz bırakacaktı. Bunu bir yere kadar da gerçekleştirdiler. Şimdi, buradan gitme üç bin öğretmenimiz Türkiye’de Türk çocuklarını eğitiyor. Bizim aramızdan bu kadar öğretmenin sınır dışı edilmesi, eğitim davamızda tedavisi uzun sürecek olan büyük yaralar açtı. Bugün okullarımızda eğitim yapan sıra öğretmenlerimizin çoğu yaşlı ve emekli. Genç boydan olan öğretmenlerimizse Türkçe öğretimden geçmemişler. Metodik hazırlıkları da yok gibi. Öğrencilerimizin Türkçeyi ne düzeyde öğrenebileceğini siz de düşünebilirsiniz…
Bu yaz Şumen, Varna, Silistra, Sliven ve Kırcaali’de öğretmenler için yetkinleştirme kursları yapılacak. Kursları bu şehirlerde bulunan Eğitim ve Bilim Bakanlığı Bölge Müfettişlikleri düzenleyecektir. İki hafta sürecek olan kurslara genellikle genç, tecrübesi az olan öğretmenler alınacak. Kurslara katılmak isteyenlerin bu şehirlerdeki müfettişliklere başvurmaları gerekiyor.
Bazı öğretmenler yeni ihtisas almayı düşünüyor. Örneğin, şimdiye kadar Rusça ders veren bir öğretmen Türkçe’ye geçmek istiyor. Bunun yolu yordamı nasıldır?
– Yeni ihtisas almak için iki veya üç haftalık bir kurstan geçmesi yeterli değildir. Ve aynı dersten yetkili öğretmen olabilmesi için özel ve çok daha ciddi iki üç sömestr eğitim görmesi gerekiyor. Bu türlü eğitim, yani Türkçe öğretmenliğine geçebilmek için eğitim, Kırcaali’de Yarı Yüksek Pedagoji Enstitüsü‘nde yapılacak. Bunu Şurnen’de bulunan Yüksek Pedagoji Enstitüsü de uygulayacak sanıyorum. Biz, Bakanlık olarak bu enstitülere yeni ihtisas sağlama eğitimi öngörmeleri için tavsiyelerde bulunduk. Tabii son kararı yine de enstitü yönetmenlikleri veriyor. Bu sorunlarla ilgilenen öğretmenlerin sözü geçen enstitülere başvurmaları gerekecektir.
Okurlarımızın, bilhassa gençlerimizin çok yakından ilgilendikleri bir sorun daha var: Kırcaali ve Şumen şehirlerindeki Yarı Yüksek ve Yüksek Pedagoji Enstitülerinde Türkçe kürsüleri açılacak mı? Ya da başka sözle, bu enstitülerde Türk dili öğretmeni yetiştirilecek mi?
– Evet. Okullarımızın Türkçe öğretmenine ihtiyacı çok büyük. Bunu birkaç yıl içerisinde gidermek için bu enstitülerde bu ders yılından itibaren Türkçe öğretmeni yetiştirme şubeleri hizmete açılıyor, öğrenci kabulüne başlanıyor.
Kırcaali’de “Lüben Karavelov” Yarı Yüksek Pedagoji Enstitüsü 200 dolayında, Şumerı’de “Konstantin Preslavski” Yüksek Pedagoji Enstitüsü de 150 kadar öğrenci kabul edecek. Bu rakamlarda artı veya eksi önemsiz değişmeler olabilir. Türkçe öğretmeni olmak __ isteyen gençlerimiz için bu iyi bir şanstır. Öğretim şekilleri de çeşitli: sıralı veya gıyabi öğretim yapabilirler, öğrencilerin hemen yarısı devlet hesabına okuyacak, yarısı da masrafını kendileri ödeyecek. Bu konuda daha etraflı bilgiyi enstitü yönetmenlikleri verecektir. Umut ediyorum ki, enstitü yönetmenlikleri, kabullerle ilgili istemlerini basın ve yayınlar aracılığı ile açıklayacaklar. Gazetelerde, radyoda…
Gençlerimiz bu fırsatı iyi değerlendirmeli, kaçırmamalı…
Verdiğiniz cevaplardan dolayı, Size teşekkür ederim dostum. Sizi ileride de bu konularda rahatsız edeceğimi peşin söylüyorum. Görevinizde başarılar dilerim.
Kaynak: “Hak ve Özgürlük” gazetesi, Yıl 2, Sayı 29, 17 Temmuz 1992

