Bulgaristan Türk Okullarında Yeni Türk Alfabesinin (Lâtin Alfabesi) Uygulanması
Prof. Dr. Cengiz Hakov
Bu çalışma, Bulgaristan Türk okullarında yeni Türk alfabesinin (Latin alfabesinin) uygulanması sürecini ele almaktadır.
Bulgaristan Türklerinin Eğitim Durumu
Bulgaristan’da Türk ahalisinin var oluşu tarihsel bir gerçektir. Onlar Bulgar ahalisinden dili, dini, gelenek ve görenekleriyle farklıdırlar. Türk ahalisinin sayısı, Bulgar devletinin topraklarının durumuna, devletin göç politikasına ve en önemlisi de, bu ahalinin doğal artışına göre değişir.
Bulgaristan’da 1880 yılında yapılan nüfus sayısına göre, Bulgarlar 1.920.000 (% 71), Türk-Müslümanlarının sayısı ise 750.000 (% 28)’dir.¹ 1934 sayımlarında 6.000.000’luk nüfusun içinde 639.000 Müslüman-Türk, 114.700 Pomak, 120.000 Müslüman-Çingene bulunmaktadır. Bulgaristan Türk okullarının yeni Türk alfabesini (Latin) kabul ettikleri dönemde, Müslümanların toplam sayısı 875.000’dir, yani ülke nüfusunun yüzde 7’sini oluşturur.²
Bulgaristan Türklerinin eğitim davası, Osmanlı döneminden varlığını sürdürmüş ve Türkiye eğitim sistemiyle paralel olarak gelişmiştir. Bütün ilk ve orta Türk okulları, medreseler özeldir ve okul encümenlikleri tarafından idare olunurlar. Okul öğretmenini, yardımcı personeli onlar bulur, tayin eder ve maaşlarını onlar öder.
1910 yılı istatistiklerine göre Türk okullarının sayısı 1070, öğretmen sayısı 1.268, öğrenci sayısı 55.385; orta okulların sayısı 26, öğretmen sayısı 107 ve öğrenci sayısı 2070, medreselerin sayısı 10, öğretmen sayısı 10, öğrenci sayısı 406’dır.
Toplam sayısı 465.641’i bulan Bulgaristan Türkleri arasında sadece 27.831 kişi, yani yüzde 6’sı okuma yazma biliyor. Bulgar ahalisi arasında bu rakam yüzde 51’dir.³ Başka deyişle, Birinci Dünya Savaşına kadarki dönemde Bulgaristan Türklerinin eğitim davasında belli başlı bir ilerlemeden söz edilemez.
Birinci Dünya Savaşından sonra, Bulgaristan 1919’da imzalanan Nöy Antlaşmasının⁴ azınlıklar haklarının korunması ile ilgili istemlerini genel çizgide yerine getiriyor. Çünkü aynı hakların komşu Balkan devletlerinde bulunan Bulgar ahalisine de tanınmasında çıkar vardır.
Bulgar hükümetinin bu doğrultudaki siyaseti, Bulgaristan Türklerinin eğitim davasına olumlu etki gösteriyor. Birçok köy ve kasabalarda hükümetin yardımıyla yeni okul binaları kuruluyor, mali sorunlarını çözümleme amacıyla okullara tarla, çayır, orman vb. gelir kaynakları sağlanıyor. Devlet aynı zamanda bu okullara para yardımı da salmaya başlıyor.
Türk öğretmen kadrosu yetiştirmek için 1918’de Şumen’de Devlet Türk Pedagoji Okulu açılıyor, 1920’de ise, özel olarak Türk okulları müfettişliği tesis ediliyor.⁵
“Nüvvab” Okulu
Yine bu dönemde Şumen’de 1922-1923 ders yılında açılan ruhani “Nüvvab” okulu, Bulgaristan Türklerinin eğitim davasının en önemli başarısıdır.⁶ Balkanlarda başka bir benzeri bulunmayan bu okulun beş yıllık tali kısmı ve üç yıllık ali kısmı olmak üzere iki aşaması vardır. Buraya rüştiye ve medreselerden öğrenci alınıyor. Ali kısmı ise, “Nüvvab”ın tali kısmını bitirenler devam ediyor.
“Nüvvab” okulundan mezun olanlar diploma derecesine göre müftü, müftü vekili, şeriat katibi, öğretmen vb. vazifeler alıyorlar. “Nüvvab”ta çok kabiliyetli öğretmenler görev yapıyor. Bunlardan çoğu İstanbul’da tahsil görmüş, bir kısmı da aynı okulda yetişmişlerdir.⁷
“Nüvvab” okulunun öğretmenlerinin ve mezunlarının, Bulgaristan’da Müslümanlığın korunmasına olduğu gibi, Bulgaristan Türklerinin eğitim-kültür düzeyinin yükselmesine, Bulgaristan’da ilk Türk aydın kafilesinin yetişmesine de büyük hizmeti olmuştur.
“Nüvvab” okulunun açılışı, Türkiye’de Cumhuriyetin ilanı, Kemalist reformlarının tatbikatı, laik Türk Devletinin kuruluşu dönemine rastlamaktadır. Türkiye’de eğitim alanındaki reformları ve eski Türk (Arap) alfabesinin yeni Türk (Lâtin) alfabesiyle değiştirilmesini Bulgaristan Başmüftülüğü ve Şumen “Nüvvab” okulu yönetimi olumlu karşılanıyor. Onlar Kemalist reformları, İslam dinine karşı bir saldırı olarak değerlendiriliyorlar.
Fakat Türk öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğu, Türkçe çıkan gazeteler, Türk kültür ve maarif dernekleri ve gençlik spor kulüpleri, genellikle şehirlerdeki aydın kesimi Bulgaristan Türk okullarında yeni Türk (Lâtin) alfabesinin uygulanmasını istiyorlar.
Latin Alfabesine Geçiş Girişimleri
Türkiye dışında ilk Bulgaristan Türkleri okullarında yeni alfabeyi uygulamak için girişimlerde bulunuyorlar. Türk Öğretmenler Derneği 1928’de Lom şehrinde toplanan kongresinde, yeni ders yılında Türk okullarında öğretimin yeni Latin alfabesiyle yapılmasını karara bağlıyor.
Bu sorun 1929’da Sofya’da yapılan Bulgaristan Türklerinin Milli Kongresinde de gündeme getiriliyor ve destekleniyor. Aynı sene Latin harfleriyle kitaplar hazırlanıyor ve bu yeni alfabeyi uygulayabilecek öğretmenler hazırlamak için kurslar düzenliyor.
Ne ki, Bulgaristan Türk okullarında Latin alfabesine geçiş, Kemalist reformları yandaşlarıyla muhalifler arasında çetin savaşa yol açıyor. Bu savaş sürecinde reform yandaşları Türkiye’nin, öbürleri ise Bulgaristan’ın desteğini buluyorlar.
Bulgaristan Eğitim Bakanlığı 1928’de aldığı bir kararla, Arap harfleriyle yazılmış olan ders kitaplarının yasal geçerlilik süresi henüz dolmadığını bahane ederek, Latin alfabesinin uygulanmasını dört yıl erteliyor.
Fakat Sofya Başmüftülüğü bu kararı yetersiz buluyor ve Türk okullarında Latin alfabesinin uygulanmasının yasaklanmasını ve eğitimin Arap harfleriyle yapılmasını istiyor.⁸
Latin harfleri taraftarları ise, Bulgar Parlamentosundaki Türk milletvekilleri aracılığı ile, Eğitim Bakanlığının Türk okullarında Latin alfabesinin uygulanmasını dört yıl erteleyen kararının iptal edilmesini istiyorlar.
Onlara destek amacıyla Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi H. Gerede, Başbakan A. Lapçev ve Dışişleri Bakanı A. Burov ile görüşüyor ve Türk Hükümeti adına onlara Türk okullarında Latin alfabesinin uygulanmasının dış devletlerde Türk soydaşlarının eğitim ve kültür düzeyinin yükselmesinde oynadığı önemli rolü ayrıntılarıyla açıklıyor.⁹
Yapılan girişimler neticesinde 14 Ocak 1930 tarihinde Bulgar hükümeti Türk okullarında Latin alfabesinin zorunlu olarak uygulanmasını kararlaştırıyor. Arap harfleriyle sadece haftada iki saat olmak üzere Kuran okutulmasına müsaade ediliyor.
Böylece Bulgaristan Türk okullarında Latin alfabesinin uygulanması savaşının bu birinci aşamasında Kemalist reformları taraftarları kazanmış oluyor. Bu başarı, Bulgaristan’da Kemalizm etkisinin güçlenmesine yeni bir hız veriyor.
“Turan” ve Latin Alfabesi
Türk ahalisi arasında “Turan” maarif-kültür örgütü önemli çalışmalar yürütüyor. Bu örgütün yerli dernekleri öncelikle Türk gençleri, İslam cemaatları ve Müftülüklerle sıkı iş birliği yapıyor.
Turan, İstikbal, Rodop Sesi, Deliorman, Karadeniz vb. gazeteler Latin alfabesiyle çıkmaya başlıyor.¹⁰ Hemen bütün kasabalarda ve bazı büyük köylerde Cemaat-i İslâmiye encümenleri Kemalist reformcular tarafına geçiyor.
Bunu gören Başmüftülük, tüm Cemaat İslamiye ve okul encümenleri henüz laik ve Kemalist olmadan önce, Kemalist tehlikeye karşı acele tedbirler alınması için Bulgar hükümetini uyarıyor.¹¹
Bulgar hükümeti azınlıklar sorununu ve onlar arasında yabancı propagandayı temelinden incelemek için özel bir komisyon seçiyor. Yapılan incelemelerden sonra bu komisyon Bulgaristan’ın çıkarlarının korunmasıyla ilgili bir rapor hazırlıyor ve onu 1934’ün Nisan ayında Başbakan N. Muşanov’a sunuyor.
Bu raporda Kemalist propagandaya karşı alınacak tedbirler 49 noktada açıklanıyor.
İşte onlardan bazıları: Türk ahalisinin göç etmesi politikası sürdürülmeli; Türklerin dini özgürlüğü sağlanmalı; Türkler arasında Kemalist propagandanın etkisiz hale getirilmesi için gereken önlemler alınmalı; Türkiye’de öğrenim yapan öğretmenler Türk okullarına tayin edilmemeli; “Nüvvab” okulu Balkanlar’da İslam Eğitim Merkezine dönüştürülmeli vb.¹²
Bulgaristan’da 19 Mayıs 1934 tarihinde yapılan antidemokratik askeri-sivil darbe, söz konusu önlemlerin uygulanmasını bir hayli kolaylaştırıyor. Bu alanda Başmüftülük ve “Nüvvab” yönetimi hükümet çevrelerine büyük yardımda bulunuyorlar.
Türk okullarında yeniden Arap alfabesi uygulanıyor. Latin alfabesiyle çıkan Türkçe gazeteler kapatılıyor. Başmüftülüğün verilerine göre, 1936 yılında toplam 630 Türk okulunun sadece 61’inde, Arap alfabesiyle kitap yetersizliği yüzünden, Latin alfabe ile öğrenim yapılıyor.¹³
Bu suretle, Bulgaristan Türkleri arasında Kemalist reformlara karşı olanlar hükümetin desteği sayesinde geçici bir zaman için de olsa, Türk okullarında Latin alfabesini Arap alfabesiyle değiştirmeyi başarıyorlar.
1938’de Latin Alfabesinin Kesin Olarak Uygulanması
Fakat Kemalist eğitim reformları yandaşları boyun eğmiyor. Çeşitli devlet kuruluşları ve nüfuzlu devlet adamları önünde Türk okullarında Latin harflerinin uygulanması sorununu gündeme getiriyor ve olumlu yönde çözümlenmesine ısrar ediyorlar. Onların bu çabalarını Bulgaristan’daki Türk diplomatik çevreler de destekliyor.
“Turan” örgütünün başkanı Ö. Nalbantov, Çar III. Boris’e gönderdiği mektubunda, Türk okullarında yeni alfabenin uygulanmasının önemini şöyle esaslandırıyor:
“… Yer küresinin değişik bölgelerinde yaşayan bütün Bulgarların, Bulgar milletinin bir parçası sayıldığı gibi, biz Bulgaristan Türkleri de Türk milleti denen bir bütünün parçasıyız. Bir Bulgar çocuğu nerede bulunursa bulunsun, Bulgarca öğrenmek istediği zaman İslav, yahutta eski Bulgar alfabesiyle değil, bağımsız Bulgaristan’da resmi olarak kabul edilen Bulgar alfabesiyle okuyacaktır elbet.”¹⁴
1938’de Bulgaristan’da parlamento seçimleri yapılıyor ve Anayasal rejim yeniden kuruluyor. Bununla beraber de Bulgaristan Türk okullarında Lâtin alfabesinin uygulanması sorununa kesin çözüm getiriliyor.
Eğitim Bakanlığı’nın 12 Nisan tarihli kararıyla bütün Türk okullarında sadece Lâtin alfabesiyle yazılmış kitaplarla eğitim yapılması emir ediliyor. Arap harfleri ile sadece haftada iki saat Kuran okutulması bırakılıyor.¹⁵
Bulgar hükümetinin bu kararı Çar III. Boris’in tam desteğini buluyor. Eğitimin Latin alfabesiyle yapılmasıyla ilgili o şöyle diyor:
“Bu, büyük Atatürk’ün davasıdır. Varsın bu davadan bizdeki Türkler de yararlansın.”¹⁶
Bundan Türkiye de memnundur. Cumhurbaşkanı K. Atatürk, Çar III. Boris’e ve Bulgar hükümetine samimi şükranlarını sunuyor. Bu kararı, iki ülke arasında dostane ilişkilerin bir gösterisi olarak değerlendiriyor ve Bulgaristan Türklerinin kültürel gelişimini önemli derecede kolaylaştıracağını belirtiyor.¹⁷
Bulgaristan Yönetiminin Yaklaşımı
Türk okullarında Latin alfabesinin uygulanmasında Bulgaristan yönetici çevreleri bir hayli kararsızlık gösteriyorlar. Önce, Latin harflerinin uygulanmasına razı oluyorlar, sonraları döneklik gösteriyorlar, nihayet uygulanmasını kesin karara bağlıyorlar.
Bu kararsızlığın temelinde Bulgaristan Türklerinin ulusal bilinçlenmesinin Bulgaristan’ın ulusal güvenliği için bir tehlike teşkil edebileceği korkusu duruyor. Bundan ötürü de Türklerin Bulgaristan’dan Türkiye’ye göçetmeleri siyaseti devamlı uygulanıyor. Göç edemeyip Bulgaristan’da kalan Türklerin de ulusal bilinçten yoksun bir Müslüman toplumu olarak yaşaması isteniyor.¹⁸
Fakat İkinci Dünya Savaşı arifesinde Bulgaristan’ın uluslararası durumunun son derece sarsıldığı bir dönemde, görülüyor ki onun güvenliğine gerçek tehlike Türkiye ve Bulgaristan Türkleri tarafından gelmiyor.
Bunun için Bulgar hükümeti Bulgar-Türk dostluğunu tazeleme amacıyla, Türk okullarında Latin harflerinin kesinlikle uygulamasını karara bağlıyor.
Bulgaristan Müslümanları liderleri ise, kendi akıllarınca, Latin alfabesinin uygulamasına karşı inatla tepki gösteriyorlar, akla hayale sığmayan acayip ve garip protestolar düzenliyorlar. Latin alfabesinin Türk okullarına sokulmasına karşı Şumen Müslümanları adına çağrılar yayımlıyorlar.¹⁹
Onlar bu tutumlarıyla gerçekten Müslümanlığı koruduklarına içtenlikle inanıyor, ısrar ediyorlar, oysa aslında bazı politik çevrelerin ve Türk aleyhtarı politikacıların elinde bir alet olduklarını anlayamıyorlar.
Dipnotlar
1. Danailov, G. G., Bulgaristan’da Demografik İncelemeler, Bulgar Bilimler Akademisi Derlemesi, XXIV Kitap, Sofya 1930, s. 32.
2. Tsentralen Dnjaven Arhiv (TsDA) (Merkez Devlet Arşivi), f. 170, op. 0, a.e. 2371, y. 18-19.
3. TsDA, f. 170, a.e. 2813, y. 184, 222.
4. Kesyakov, B. D., Bulgaristan Diplomasi Tarihine Katkılar, C. II, Nöy Antlaşması, Sofya 1920, s. 80-102.
5. Şimşir, B. N., Bulgaristan Türkleri (1878-1985), Birinci basım, Ankara 1986, s. 54-61.
6. TsDA, f. 471, op. 2, a.e. 20, y. 1-40 (İslam Ruhani Okulu “Nüvvab”ın Tüzüğü), Mad. 1-3, 11-15.
7. Ümit dergisi, Sofya 1996, No: 10, s. 4-9.
8. TsDA, f. 166, op. 1, a.e. 890, y. 3-10.
9. Şimşir, B. N., op. cit., s. 134-136.
10. TsDA, f. 166, op. 1, a.e. 890, y. 240-241.
11. Ibidem.
12. TsDA, f. 170, op. 0, a.e. 2858, y. 14-23.
13. TsDA, f. 471, op. 2, a.e. 20, y. 4.
14. TsDA, f. 166, op. 1, a.e. 890, y. 96-97.
15. TsDA, f. 166, op. 1, a.e. 288, y. 29-30.
16. TsDA, f. 176, op. 6, a.e. 2370, y. 368.
17. Ibidem, p. 369-370.
18. TsDA, f. 176, op. 6, a.e. 2558, y. 174-180.
19. TsDA, f. 471, op. 3, a.e. 10, y. 1-2.

