Mehmet Keçici’nin “Denizler ve Arzular” şiir kitabı üzerine
Yazı: İsmail Dobrucaliev
Dostum Mehmet Keçici’nin “Denizler ve Arzular” şiir kitabını okuduktan sonra beynimde şu fikirler doğdu:
Her insanın yüreğinde bir memleket vardır. Kimi zaman bir köyün toprak kokusudur o memleket, kimi zaman çocukluğun geçtiği bir evin kapısı, bir çeşmenin başı, bir caminin ezanı, bir sokağın sessizliği… Yıllar geçse, yollar uzasa, insanlar birbirinden uzak düşse de insanın gönlündeki memleket silinmez.
“Denizler ve Arzular” şiir kitabı biraz da böyle bir gönül yolculuğunun ürünüdür.
Bu kitaptaki şiirlerde yaşanmışlıklar, özlemler, sevinçler, kırgınlıklar ve hatıralar vardır. Köylerimizde boş kalan evler, kapanan kapılar, dikenlerin bürüdüğü avlular; bir zamanlar çocuk sesleriyle, emekle ve hayatla dolu günleri hatırlatır. Her şiir, geçmişten bugüne uzanan bir hatıranın izini taşır.
“Şumnu” şiirinde ise yalnızca bir şehir anlatılmaz. Şumnu; geçmişiyle, camileriyle, çeşmeleriyle, kaleleriyle ve insanlarıyla gönülde yaşatılan bir yurttur. Orada doğan, orada büyüyen veya oranın hatıralarını taşıyan insanlar için Şumnu, bir şehir adından çok daha fazlasıdır.
“Gurbet” ise hepimizin bildiği bir hikâyeye dokunur. Geçim derdiyle, işsizlikle, daha iyi bir hayat umuduyla yollara düşen insanların ardında bıraktığı evleri, anaları, babaları ve sevdikleri vardır. Gurbet bazen ekmek kapısı, bazen ayrılık, bazen de insanın ömrü boyunca içinde taşıdığı bir sızı olur.
“Denizler ve Arzular” kitabındaki şiirlerde geçmişe duyulan özlemin yanında, yaşanan değişimlerin bıraktığı izler de vardır. Bir dönemin kapanışı, insanların hayatındaki değişiklikler, yurtlarından uzaklaşmak zorunda kalanların hikâyeleri ve zamanın karşısında sessizce ayakta kalmaya çalışan hatıralar dizelere yansımıştır.
Bu kitabı hazırlarken dostum Mehmet Keçici’nin amacı yalnızca şiirlerini bir araya getirmek değil, geçip giden zamanın içinden bazı sesleri, bazı görüntüleri ve bazı duyguları geleceğe bırakmak istediğini düşünüyorum.
Çünkü insan yaşadıkça hatırlar, hatırladıkça anlatır. Belki bugün bir köyün sessizliğinde duran eski bir ev, yarın artık yerinde olmayacak. Belki bir çeşmenin sesi duyulmayacak, bir sokakta çocukların ayak sesleri kalmayacak. Fakat onları anlatan bir şiir varsa, o hatıralar bir başka gönülde yaşamaya devam edecektir.
Bu kitap, biraz geçmişe selam, biraz gurbete sitem, biraz da geleceğe bırakılmış bir hatıradır.
”Denizler ve Arzular” kitabını okuyanlar kendi köyünden bir iz, kendi çocukluğundan bir ses, kendi gurbetinden bir parça bulacağına inanıyorum.

