Bulgaristan Türklerinin Büyük Âlimi: Osman Keskioğlu
Kaleme alan: Vedat S. Ahmed
Bulgaristan Türkleri arasından yetişen son derece önemli şahsiyetlerden biri de Osman Keskioğlu’dur. Değerli hocamız Dr. İsmail Cambazov’un kullandığı “ayaklı kütüphane” nitelemesine hakikaten lâyık olan Keskioğlu, ilmî ve irfanî birikimi, azimli çalışmaları ve çok yönlü faaliyetleriyle zengin bir miras bırakmıştır.
İbrahimoğlu Seyfullah’ın oğlu olarak, Burgaz kazasının Karînâbâd (Karnobat) kasabasına bağlı, Koca Balkan eteklerinde yer alan ve o yıllarda yaklaşık 1000 nüfusu bulunan Rupça1 köyünde dünyaya gelen Osman Keskioğlu’nun doğum tarihi konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Kaynaklarda 1907, 1908 ve 1909 yılları zikredilmektedir. Bu farklılığın Hicrî ve Rumî tarihlerin kullanımından kaynaklanmış olabileceği düşünülebilir. 1908 yılında doğmuş olması muhtemel olmakla birlikte, birkaç kaynakta belirtilen 22 Şubat 1907 tarihini esas aldık.2
Osman Seyfullah’ın ilk öğrenimi köyünde geçti. Savaş yıllarının getirdiği bazı güçlükler sebebiyle ilkokulu birkaç yıl gecikmeli olarak tamamladı. İlkokuldan sonra 1924-1925 eğitim yılında Şumnu’da faaliyet gösteren, rüşdiye/ortaokul seviyesindeki Medrese-i Âliye’ye kaydoldu ve burada dört yıllık orta öğrenimini tamamladı.
Bu okulda kendisine hocalık yapanlar arasında Mustafa Hayri Efendi, Ali Rıza Efendi, Necip Asım Efendi, Ahmed Kemal ve Vidinli Rüstem Cemil gibi isimler bulunuyordu.¹
Osman Seyfullah, 1928 yılında kaydolduğu Medresetü’n-Nüvvâb’ın Tâlî/Lise Kısmı’ndan 1933 yılında sınıfının en başarılı öğrencilerinden biri olarak mezun oldu. Hemen ardından Nüvvâb’ın Âlî/Yüksek Kısmı’na devam etti ve 1936 yılında yüksek öğrenimini fevkalâde dereceyle tamamladı.²
Nüvvâb’ta öğrenim gördüğü yıllarda birçok hocadan ders alan Keskioğlu üzerinde en fazla tesir bırakan isimlerden biri Yusuf Ziyaeddin Ezherî idi. Keskioğlu, eserlerinde bu hocasının kendisi üzerindeki etkisini çeşitli vesilelerle dile getirmiştir. Emrullah Feyzullah Efendi, Süleyman Sırrı ve yaklaşık bir yıl derslerine giren Hasip Safvetî de onun ilmî şahsiyetinin oluşumunda etkili olan diğer hocalar arasındadır.³
Ezher yılları
Nüvvâb’tan mezun olduğu 1936 yılının sonlarına doğru Osman Seyfullah, sınıf arkadaşları Ahmet Hasan (Davudoğlu) ve Muharrem Abdullah (Devecioğlu) ile birlikte, Müessesât-ı Diniye ve Vakfiye Müdüriyeti tarafından tahsis edilen bursla, Başmüftülük tarafından eğitim amacıyla Mısır’a gönderildi.⁴
Mısır’daki Ezher Üniversitesi’nin Şeriat/İslâm Hukuku Fakültesinde dört yıllık eğitimini tamamlayan Osman Seyfullah, 1940 yılında Bulgaristan’a döndü.
Bulgaristan’a döner dönmez Şumnu’ya yerleşen ve Nüvvâb’a öğretmen olarak atanan Osman Seyfullah, bu görevini 1950 yılında Türkiye’ye göç etmek zorunda kalıncaya kadar sürdürdü.
Bu süre içinde okulun Tâlî ve Âlî kısımlarında çeşitli dersler okuttu. Kaynaklarda özellikle Türk Dili ve Edebiyatı, Arap Dili ve Edebiyatı, Hadis, Mecelle, Teşrî Tarihi ve Usûl-i Fıkıh derslerini verdiği görülmektedir.⁵
Şumnulu Beyzadeoğulları ailesinden Halise Hanım’la evlenen Osman Seyfullah’ın bu evlilikten Muallâ ve Şevkiye adlarında iki kızı dünyaya geldi.⁶
Türkiye yılları
10 Eylül 1950’de ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç eden Osman Seyfullah, Ankara’ya yerleşti ve burada Keskioğlu soyadını aldı. 4 Ekim 1950 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğünde Arapça tercümanı olarak göreve başladı ve yaklaşık on yıl bu kurumda çalıştı.
18 Kasım 1959’da Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde Arapça okutmanı olarak ek görev üstlendi. Ertesi yıl aynı fakülteye öğretim görevlisi olarak atandı ve yaklaşık 13 yıl boyunca Kur’ân-ı Kerim ve İslâm Dini Esasları derslerini okuttu.
16 Mart 1961 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulu üyeliğine getirilen Keskioğlu, bu kurumun Din İşleri Yüksek Kuruluna dönüştürülmesinden sonra 7 Ekim 1965’te kurumda tercüman olarak görevlendirildi. 31 Aralık 1965’te Bakanlar Kurulu kararnamesiyle söz konusu kurulda üyeliğe atandı. Bu görevini sürdürürken 4 Ağustos 1976 tarihinde emekliye ayrıldı.¹
Anadili Türkçenin yanı sıra Arapça, Farsça ve Bulgarca bilen Osman Keskioğlu’nun uzun yıllar Türk Dil Kurumu üyeliği yaptığı da bazı araştırmacılar tarafından belirtilmiştir.²
Keskioğlu, ilim dünyasına yaptığı katkılardan dolayı 1986 yılında Selçuk Üniversitesi tarafından “fahrî doktor” unvanına layık görüldü.
Yarım asırdan fazla süren çileli ve yorucu bir ilim yolculuğunun ardından Osman Keskioğlu, 4 Ağustos 1989 tarihinde vefat etti ve Ankara’daki Cebeci Asrî Mezarlığı’na defnedildi.³
Keskioğlu’nun eşi Halise Hanım kendisinden önce vefat etmişti. Kızlarından kimyager Prof. Dr. Muallâ Keskioğlu ve damadı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyesi Prof. Dr. Gürol Ataman, 2 Ağustos 1986 tarihinde meydana gelen bir trafik kazasında hayatlarını kaybetti. Küçük kızı Şevkiye ise uzun yıllar Ankara’da İngilizce tercüman olarak görev yaptı.⁴
Kitap tutkusu ve yazarlığı
Osman Keskioğlu, yaklaşık 80 yıllık ömrü boyunca ortaya koyduğu eserler ve gerçekleştirdiği çalışmalarla çok yönlü bir şahsiyet olduğunu ispatladı.
Osman Seyfullah, öğrencilik yıllarında arkadaşları arasında öne çıkan ve sorumluluk üstlenen bir öğrenciydi. Ekim 1930’da okulun açılmasıyla öğrenciler tarafından düzenlenen boykotun beş kişilik tertip komitesinde yer alması⁵ ve bu olayla ilgili olarak yayımladıkları “Maskeli Takdirler Karşısında” başlıklı çağrı bunun örneklerinden yalnızca biridir.⁶
Okuldaki sosyal ve eğitim faaliyetlerine aktif biçimde katılan Osman Seyfullah, öğrencilik dönemini son derece verimli geçirdi. Özellikle öğrencilik yıllarında kendisini etkisi altına alan kitap tutkusu, onun gelecekteki hayat çizgisini belirleyen en önemli unsurlardan biri oldu.
Osman Seyfullah, Nüvvâb öğrencilerinin kurup faaliyetlerini yürüttüğü Müsterşidler Cemiyetinin çalışmalarına katıldı. Derneğin kütüphanesinin zenginleşmesi ve düzenli şekilde faaliyet göstermesi için sorumluluk üstlendi.⁷
Ayrıca çalışkan öğrencilerin yararlanmasına sunulan zengin ve değerli eserlerin bulunduğu Şerif Halil Paşa Kütüphanesinden de mümkün olduğunca istifade etti.
Söz konusu tarihî kütüphane, 1942 yılında Macar Türkolog Herbert Duda’nın girişimiyle Millî Kütüphanenin Şarkiyat Şubesine bağlı bir birime dönüştürüldü. Kitapların yeni usule göre tasnifine başlanınca Osman Seyfullah bu işle görevlendirildi ve 1950 yılına kadar bu önemli sorumluluğu sürdürdü.¹
Mısır’da bulunduğu yıllarda da Kahire Kütüphanesinin zengin kaynaklarından yararlanma imkânı bulan Keskioğlu, vaktinin önemli bir bölümünü burada geçirdi.²
Bu derece geniş bir ilmî birikime sahip olan Keskioğlu, nâtıkasının pek kuvvetli olmaması sebebiyle³ kendisini yazmaya adadı ve hayatının sonuna kadar bu uğraşını sürdürdü.
Osman Seyfullah, daha Nüvvâb öğrencisiyken aktif biçimde yazmaya başladı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yayımladığı dinî ve fikrî içerikli kısa yazıları, şiirleri ve hikâyeleri, onun bu alanda gelecek vadeden bir kalem olduğunu ortaya koymaktadır.
1931 yılında Nüvvâb öğrencilerinden birkaçının dinî içerikli nasihat kitapçıkları ve broşürleri yayımlandı.⁴ Bu yayınlar arasında Osman Seyfullah’ın Öğütlerim adlı kitapçığı da bulunuyordu.⁵
İlk şiirlerini 1931 yılında İntibah gazetesinde yayımlamaya başlayan Keskioğlu’nun daha sonra Dostluk, Emel ve Medeniyet gazetelerinde de şiirleri yayımlandı.⁶
Mısır’dan döndüğü 1940 yılından itibaren Medeniyet gazetesinde düzenli olarak yazılar kaleme aldı. O dönemde gazetenin başında okul arkadaşı ve yakın dostu Mehmet Fikri, daha sonra ise köylüsü ve 12 yıl boyunca Şumnu’da birlikte okuduğu Salih Pehlivan bulunuyordu.
Nüvvâb öğrenciliği sırasında arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Emel gazetesinin başyazarlığını da yapan Osman Seyfullah’ın bu gazetede hem şiirleri hem de çeşitli yazıları yayımlandı.⁷
Osman Sungur imzası
9 Eylül 1944 sonrasında Bulgaristan’da yönetimin “halk idaresi”nin eline geçmesiyle ülkedeki siyasî ve toplumsal şartlar değişti. Bir taraftan Türklerin sosyal, kültürel ve eğitim alanlarındaki bazı hakları genişlerken, diğer taraftan dinî haklar konusunda çeşitli kısıtlamalar getirildi.
Bu değişiklikler Nüvvâb ve Nüvvâblılar, dolayısıyla Osman Seyfullah üzerinde de önemli etkiler meydana getirdi.
Yeni şartlardan yararlanma ve bir ölçüde dönemin koşullarına uyum sağlama düşüncesiyle, daha önce Osman Seyfullah, O. el-Ezherî veya yalnızca O. imzasıyla yazılar ve şiirler yayımlayan yazar ve şair, yeni şekillenmeye başlayan Türk basınında O. Sungur veya Osman Sungur imzasıyla görünmeye başladı.⁸
Bir dönem Işık gazetesinin yayın kurulunda da görev aldı.⁹ Bu dönemde yayımlanan Işık, Yeni Işık, Eylülcü Çocuk ve Halk Gençliği adlı gazete ve dergilerde şiirlerini, edebiyat ve din konularındaki yazılarını yayımladı.
Bu yazılar arasında eski sistemi eleştiren ve yeni düzeni öven, dönemin şartlarına uygun ifadeler taşıyan metinlere de rastlanmaktadır. Ancak belirli bir süre sonra yeni şartlara “ayak uydurmakta” geri kalması ve basın dünyasında yeni şair ve yazarların ortaya çıkması nedeniyle Osman Sungur (Keskioğlu) giderek köşesine çekilmek zorunda kaldı. İlk dönemlerde olduğu gibi yoğun biçimde yazı ve şiir yayımlamaz oldu.
Ankara’da ilmî çalışmalar
Osman Seyfullah, zorunlu olarak Türkiye’ye göç ettikten sonra Ankara’ya yerleşti ve kısa zamanda ilim çevrelerinde tanınarak takdir kazandı.
Bunun sonucunda Ankara’da yayımlanan İslâm, Anayurt, Vakıflar Dergisi, Diyanet Gazetesi, Diyanet Dergisi, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi ve Türk Kültürü gibi yayın organlarında çok sayıda dinî, ilmî ve kültürel içerikli makale ve yazısı yayımlandı.
Bu çalışmalar arasında Bulgaristan’da Medeniyet gazetesinde yayımladığı yazıların devamı niteliğinde olan dinî içerikli araştırmalar önemli bir yer tutmaktadır. Bunun yanı sıra İslâm medeniyeti ve tarihi ile Bulgaristan Müslümanlarının tarihi ve kültürü hakkında son derece değerli araştırmalar kaleme aldı.
Özellikle Vakıflar Genel Müdürlüğündeki görevi sırasında vakıflarla ilgili araştırmaları; Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde görev yaptığı dönemde ise İslâm düşüncesi ve İslâm dünyasındaki ıslahat hareketleriyle ilgili çalışmaları ağırlık kazandı.¹
Keskioğlu, gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarının yanı sıra, daha Bulgaristan’dayken içinde bulunduğu zor şartlara rağmen bazı kitaplarını yayımlama imkânı buldu. Türkiye’ye geldikten sonra ise bu alandaki çalışmaları daha da hız kazandı.
Tespitlerimize göre müellifin tek başına veya ortaklaşa kaleme alarak Bulgaristan ve Türkiye’de yayımladığı toplam 32 telif eseri bulunmaktadır. Ayrıca Arapçadan tercüme edilmiş 13 kitabı vardır. Bunlara ilave olarak, biri içinde bulunduğu heyet tarafından, diğeri ise kendisi tarafından müstakil olarak hazırlanan iki Kur’ân-ı Kerim meali yayımlanmıştır. Bunun yanında, tamamlandığı hâlde yayımlama imkânı bulamadığı yaklaşık 20 eseri daha bulunmaktadır.²
Müellifin eserlerinin çoğu büyük hacimli ve ilmî değeri yüksek çalışmalardır. Pek çok ilmî araştırmaya kaynaklık eden bu eserlerin hemen hemen tamamı birden fazla baskı yapmıştır. Bazıları yüksek tirajlara ulaşmış ve 30. baskıya kadar yayımlanmıştır. Peygamber Efendimizin hayatına dair kaleme aldığı eserler ise çeşitli yabancı dillere tercüme edilmiştir.
Keskioğlu’nun yayına hazırladığı ilk eserler, büyük ölçüde Nüvvâb hocalığı döneminde edindiği bilgi ve birikime dayanmaktadır. Kur’ân tarihi, fıkıh tarihi, siyer ve İslâm tarihiyle ilgili eserlerinin bir kısmı Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde kendi alanlarında ilk çalışmalar arasında yer almaktadır. Bu eserler, yayımlandıkları dönemin şartlarında son derece önemli kaynaklar olduğu gibi, bazıları bugün dahi İslâmî araştırmalarda sıkça başvurulan çalışmalardır.
Müellifin kitap ve makaleleri arasında Bulgaristan Türklerinin tarihi, kültürü, kurumları ve edebiyatıyla ilgili çok zengin çalışmalar da bulunmaktadır. Bu eserler, yalnızca araştırma titizliğiyle değil, aynı zamanda bir ansiklopedi zenginliğiyle kaleme alınmıştır.
Belgelere ve bizzat tanıklık edilen olaylara dayanan bu çalışmalar, Bulgaristan Türkleri üzerine araştırma yapacak bilim insanlarının ilk başvuracağı kaynaklar arasında yer almaktadır.
Öğretmen ve eğitimci Keskioğlu
Bir ilim adamı olarak Osman Keskioğlu yalnızca yazmakla yetinmedi; geniş bilgi ve birikimini yıllar boyunca Nüvvâb Medresesi ve Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde ders verdiği öğrencileriyle de paylaştı.
Daha önce de belirtildiği üzere Osman Seyfullah, Nüvvâb’ın lise kısmında yaklaşık on yıl boyunca Türk Dili ve Edebiyatı, Arap Dili ve Edebiyatı gibi dersleri okuttu. Yüksek kısmında ise Hadis, Mecelle, Teşrî Tarihi, Usûl-i Fıkıh ve İslâm Hukuku gibi dersleri verdi.
Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde de yaklaşık 13 yıl boyunca Kur’ân-ı Kerim ve İslâm Dini Esasları gibi temel İslâmî dersleri okuttu.
Keskioğlu’nun eğitim-öğretim faaliyetleri yalnızca hocalıkla sınırlı değildi. Onun aynı zamanda önemli bir teşkilâtçılık yönü de bulunuyordu.
1944 sonrasında Bulgaristan’da esmeye başlayan yeni rüzgârın etkisiyle Şumnulu öğretmenler, geçmişte yoğun ve verimli eğitim faaliyetleriyle tanınan Muallimîn-i İslâmiye ve onun devamı niteliğindeki Türk Muallimler Cemiyetini yeniden canlandırmak amacıyla harekete geçtiler ve Türk Öğretmenler Birliğini kurdular.
Bu birliğin yönetimine genç öğretmenlerden Osman Seyfullah başkan, Osman Kılıç ise sekreter olarak seçildi.¹ Ancak komünist yönetim, böyle bir teşkilâtın kendi çıkarlarına uygun olmayacağı düşüncesiyle birliğin gelişmesine izin vermedi ve Türk öğretmenlerin bağımsız biçimde teşkilâtlanmasının önüne geçti.
Osman Keskioğlu’nun eğitim-öğretim alanındaki önemli hizmetlerinden biri de ders kitapları hazırlamasıdır.
Nüvvâb’a gelir gelmez, “hocaların hocası” olarak bilinen ve yarım asırlık eğitim tecrübesine sahip Süleyman Sırrı ile Nüvvâb hocalarından Hâfız Nazif Osman’la birlikte, Nüvvâb’ın birinci sınıfı için Arapça ders kitabı olan Teshîlü’l-Kavâidi’l-Arabiyye adlı eseri hazırladı. Böylece Arapça öğretiminde dönemin şartlarına göre bazı yeni metotların kullanılmasına katkıda bulundu.²
Aynı hocalarla birlikte Nüvvâb’ın ikinci sınıfının ihtiyaçlarına cevap verecek bir Türk Edebiyatı yardımcı ders kitabı olan Müntehabât adlı derlemeyi de hazırladı. Tanzimat dönemi ve sonrasındaki Türk edebiyatına ağırlık verilen eserde divan edebiyatı temsilcilerinin eserlerine de yer verildi. Nüvvâb’ın yetiştirdiği kısa ömürlü şair Mehmet Fikri’nin iki şiiri de bu eserde yayımlandı.³
Osman Seyfullah’ın eğitim alanındaki hizmetleri 1945-1946 yıllarında ilkokul ve ortaokullar için ders kitapları hazırlayan komisyonlara katılmasıyla devam etti. Bu çalışmalar sonucunda Türk dili ve edebiyatı dersi için beş adet Dilbilgisi ve Okuma kitabı hazırladı. Bu ders kitapları daha sonra birkaç kez basıldı.
Dinî hizmetleri
Osman Keskioğlu’nun dinî alanda da önemli hizmetleri oldu.
İslâmî konulardaki eserlerinin yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığının yayımladığı dergi ve gazetelerde Kur’ân ve hadis yorumlarını içeren, dinî konularda bilgilendirmeyi ve İslâmî bilinçlenmeyi amaçlayan çok sayıda yazı kaleme aldı.
Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu gibi, dinin doğru anlaşılması ve yaşanmasını amaçlayan, alanında uzman kişilerden oluşan bir kurumda yıllarca görev yapması da Keskioğlu’nun bu alandaki hizmetlerinin önemini göstermektedir.
Bu görev sırasında kurumunu temsilen Tunus, Somali ve İran gibi ülkelerde düzenlenen uluslararası kongre ve toplantılara katılarak İslâmî konularda tebliğler sundu. Bu faaliyetler, onun dinî ilimler alanındaki yetkinliğini de ortaya koymaktadır.
Bulgaristan Türklerinin tarihine adanmış bir ömür
Osman Keskioğlu’nun burada özellikle vurgulanması gereken hizmetlerinden biri de Bulgaristan Türklerinin varlığını, tarihini, kültürünü ve kurumlarını tanıtma, koruma ve ihya etme yönündeki çalışmalarıdır.
O, hayatı boyunca Bulgaristan Müslümanlarının meseleleriyle yakından ilgilendi. Yıllarca yürüttüğü ilmî çalışmalarda Bulgaristan Türklüğü önemli bir yer tuttu.
Daha Kahire’de eğitim gördüğü yıllarda Mısır Millî Kütüphanesinde Bulgaristan Türklerinin tarihi ve edebiyatıyla ilgili eserler keşfeden Keskioğlu, bunları istinsah ederek kendi arşivine kazandırdı. Böylece kültürümüzün zenginliğini ortaya koyma yolunda önemli ilk adımlardan birini attı.
Nüvvâb’ta öğretmenlik yaptığı 1948 yılında Dışişleri ve Mezâhip Bakanlığı tarafından istenen Bulgaristan Türklerinin kökenine ilişkin raporu, meslektaşları Hâfız Nazif Osman ve Hâfız Yusuf Yakup ile birlikte tarihî verilere dayanarak hazırladı. Bulgaristan Türklerinin köklü tarihini ortaya koyan bu rapor, komünist yöneticilerin rahatsızlığına yol açtı.¹
Özellikle komünizm döneminde Bulgaristan Müslümanlarının ciddi sıkıntılara maruz kaldığı 1970’li ve 1980’li yıllarda Keskioğlu, Bulgaristan Müslümanlarının vakıflarını, dinî ve millî müesseselerini doğru biçimde tanıtmak için çalışmalarını aralıksız sürdürdü.
Bu çalışmalarla bir taraftan söz konusu tarihî ve kültürel mirasın unutulmasının ve yok olmasının önüne geçmeyi, diğer taraftan da bu eserleri okuyacak insanlara zengin bir tarih ve kültür mirasından kaynaklanan özgüven kazandırmayı hedefledi.
Ayrıca yaptığı araştırmalarla Bulgaristan Türklerinin tarih ve kültürünü ele alacak pek çok araştırmacının önünü açtı ve onların çalışmalarında izleyecekleri istikametin belirlenmesine katkıda bulundu.
Bir ilim ve kültür mirası
Buraya kadar anlatılanları özetleyecek olursak, Osman Keskioğlu’nun hem Bulgaristan Türkleri hem de ilim dünyası için büyük bir kazanım olduğunu söylemek hiç de abartılı olmayacaktır.
Osman Keskioğlu; öğretmen, araştırmacı, yazar, mütercim, din âlimi ve kültür tarihçisi olarak çok yönlü bir hayat sürdürmüş; geride bıraktığı eserlerle Bulgaristan Türklerinin tarih, kültür ve dinî mirasının gelecek nesillere aktarılmasına büyük katkı sağlamıştır.
Onun eserleri yalnızca kendi döneminin ihtiyaçlarına cevap veren çalışmalar değildir. Aynı zamanda Bulgaristan Türklerinin tarihini, kültürünü, kurumlarını ve edebî mirasını araştıracak gelecek nesiller için de önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
Bu bakımdan Osman Keskioğlu’nun çalışmalarını yeniden değerlendirmek ve tanıtmak, yayımlanmamış eserlerinin gün yüzüne çıkarılmasına yönelik adımlar atmak, başta Bulgaristan Türkleri olmak üzere ilim ve kültür dünyasının ona karşı bir vefa borcudur.
Osman Keskioğlu’nun bıraktığı miras, yalnızca kitaplardan ve makalelerden ibaret değildir. Onun asıl mirası, ilme adanmış bir ömür, kültürel hafızaya duyulan sorumluluk ve gelecek nesillere aktarılan güçlü bir tarih şuurudur.
Kaynaklar:
AHMED, Vedat S., Medresetü’n-Nüvvâb ve Eğitim Sistemi, Lisans Bitirme Tezi, Sofya, 2001.
CAMBAZOV, İsmail, Medresetü’n-Nüvvâb: Anılar-Belgeler, Sofya, 2005.
CAMBAZOV, İsmail, Sofya İslâm Enstitüsü: Anılar-Belgeler, Sofya, 2005.
CEBECİ, Ahmet, “Dr. Osman Keskioğlu Kimdir?”, Balkanların Sesi, Kasım-Aralık 2002, sayı 19.
ÇAVUŞ, Mehmet, “Osman Seyfullah – Osman Sungur – Osman Keskioğlu”, Tuna, İstanbul, Aralık 2001, sayı 60; Şubat 2002, sayı 61; Mart-Nisan 2002, sayı 62.
ERTÜRK, Haşim; EMİNOĞLU, Rasim, Bulgaristan’da Türk-İslâm Eğitim ve Kültür Müesseseleri ve Medresetü’n-Nüvvab, Editör: Ekmeleddin İhsanoğlu, İstanbul, 1993.
HATİBOĞLU, İbrahim, Bulgaristan Müslümanlarında Dinî Islahat Düşüncesi, Bursa, 2007.
KILIÇ, Osman, Kader Kurbanı, Ankara, 1989.
KESKİOĞLU, Osman, Bulgaristan’da Türkler, Ankara, 1985.
KESKİOĞLU, Osman, Bulgaristan Müslümanları ve İslâm Eserleri, yer ve tarih yok.
KERİM, Yusuf, “Değerli Bir Hatıra”, Ümit, Sofya, 1995, sayı 1-2.
SIRRI, Süleyman; OSMAN, H. Nazif; SEYFULLAH, Osman, Müntehabât, Sofya: Matbaa-i Nüvvâb, 1942.
SIRRI, Süleyman; OSMAN, H. Nazif; SEYFULLAH, Osman, Teshîlü’l-Kavâidi’l-Arabiyye, Sofya: Matbaa-i Nüvvâb, 1942.
TATARLIYEF, İbrahim, Antologiya, Sofya, 1960.
YAŞAROĞLU, Kâmil, “Osman Keskioğlu”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Ankara, 2002, c. XXV.
YENİSOY, Hayriye Süleymanoğlu, Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Ankara, 1997, c. 8.
YENİSOY, Hayriye Süleymanoğlu, Bulgaristan Türk Çocuk Edebiyatından Örnekler, Ankara, 2002.
SEYFULLAH, Osman, Öğütlerim, Şumnu: İntibâh Matbaası, 1931.
Arşiv ve süreli yayınlar
İntibah, 1930-1931.
Dostluk, 1933.
Emel, 1934.
Medeniyet, 1941.
Işık, Yeni Işık, Eylülcü Çocuk, Halk Gençliği.
Централен държавен исторически архив, ф. 166, оп. 1, а.е. 886, л. 44, 47, 49, 53, 76, 81.
Общински план за развитие на община Сунгурларе 2007-2013, s. 75.
- Rupça köyü daha sonraları Sungurlar (Sungurlare) belediyesine bağlanmış ve 1960’lı yılların sonunda Kamçı
(Kamçiya) barajı yapılmaya başlayınca köy boşaltılmıştır. Aslında köy nüfusunun yarısı 1950-1951 muhacirliği
esnasında Türkiye’ye göç etmiştir. Bk. Общински план за развитие на община сунгурларе 2007-2013, с. 75 –
www.strategy.bg/FileHandler.ashx?fileId=194. ↩︎ - Farklı doğum yılları için bk.:
– Haşim Ertürk – Rasim Eminoğlu, Bulgaristan’da Türk-İslâm Eğitim ve Kültür Müesseseleri ve Medresetü’n-Nüvvab, Edit. Ekmeleddin İhsanoğlu, İstanbul 1993, s. 60, 73;
– Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Hazırlayan: Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy, Ankara 1997, c. 8, s. 104;
– Mehmet Çavuş, “Osman Seyfullah – Osman Sungur – Osman Keskioğlu”, Tuna, İstanbul Aralık 2001, sa. 60, s. 96;
– Kâmil Yaşaroğlu, “Osman Keskioğlu”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (TDV-İA), Ankara 2002, c.XXV, s. 309;
– Ahmet Cebeci, “Dr. Osman Keskioğlu Kimdir?”, Balkanların Sesi, Kasım-Aralık 2002, sa. 19, s. 28;
– Bulgaristan Türk Çocuk Edebiyatından Örnekler, Hazırlayan: Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy, Ankara 2002, s. 94;
– İsmail Cambazov, Medresetü’n-Nüvvâb; Anılar-Belgeler, Sofya 2005, s. 176;
– İsmail Cambazov, Sofya İslâm Enstitüsü; Anılar-Belgeler, Sofya 2005, s. 36. ↩︎

