Skip to content
Email Phone Facebook Facebook Group X YouTube
KÜLTÜRK
  • BAĞIŞ
  • Anasayfa
  • EtkinliklerExpand
    • Kutlamalar, Şölenler
    • Anma Törenleri
    • Toplantılar, Seminerler
    • Yarışmalar
  • Kültürel mirasExpand
    • Gelenek, Görenek, Anane
    • Halk sporları ve oyunlar
    • Geleneksel mutfak
    • Tarihî Miras
  • Halk kültürüExpand
    • Halk edebiyatı
    • Halk müziği
    • Halk dansları
    • Geleneksel Giyim-Kuşam
  • SanatExpand
    • Ses sanatı ve musıkî
    • Resim, Heykel, Fotoğraf
    • Tiyatro, Sinema
    • El Sanatları
  • EdebiyatExpand
    • Şiir dünyası
    • Öykü, Roman, Hatırat
    • Hiciv, Mizah
    • Çocuk edebiyatı
  • KimlikExpand
    • Türkçe ve eğitim
    • Türkçe Basın-Yayın
    • Kültür-Eğitim Kuruluşları
    • İz bırakanlar
  • KaynakçaExpand
    • Söyleşiler, Düşünceler
    • İlmî araştırmalar
    • Kitap Dünyası
    • Dijital Kütüphane
  • Български
Bağış yap
WhatsApp Facebook X YouTube
KÜLTÜRK

Teyyare (öykü)

Hours 27 Şubat 20264 Mart 2026

Yazar: Nasuf Dail

“Bizim çocukluğumuz çok güzeldi.” desem hanginiz kahkahayla gülmezsiniz? Öyle ya, hangimizin çocukluğu güzel değildi ki? Ama insan yine de kendi çocukluğunu bir başka sever. Bizimki de bize göre bambaşkaydı.

O yıllarda köyün üzerinde göğe ait tek mucize teyyareydi. Sabahın erken saatlerinde, daha güneş tütün yapraklarının üzerindeki çiyi kurutmamışken, uzaklardan bir uğultu yükselirdi. O sesi ilk kim duysa sokağa fırlar, ardından bütün mahalle çocukları peşine takılırdı. Pilot da sanki bizim heyecanımızı bilir gibi, neredeyse evlerin bacalarına değecek kadar alçaktan geçer, köyün bitişiğindeki tütün tarlalarına doğru süzülürdü. Biz nefesimizi tutarken o, karnındaki yükü yaprakların üzerine boşaltırdı. Sonra dönüşe geçerdi. İşte o an biz, sürü halinde arkasından koşar, nereye bastığımıza bakmadan bağırırdık: “Te-yya-reee! Te-yya-reee!” Sanki biraz daha uzansak kanadından tutacaktık. Ön taraftan biri düşse hepimiz üst üste yığılırdık. Kimi güler, kimi ağlar, ama gözümüz gökte, teyyareyi ufukta kaybolana kadar uğurlardık. O demir kanatlı kuş, çocukluğumuzun en parlak rengi, en büyük oyuncağıydı.

Agam ( amcam) askere gittiğinde teyyarenin anlamı değişti benim için. Uğultuyu duyar duymaz sokağa fırlar, çocukları toplar, “Agam geleri!” diye bağırırdım. Ben ve kardeşim “Agaaa!” diye haykırır, diğerleri “Şefkı agaaa!” diye eşlik ederdi. O an gerçekten duyduğuna inanırdım. Sesimin göğe değdiğine, kanatlara çarpıp ona ulaştığına… Arkadaşlarımın arasında kabarırdım. Az mı? Benim agam askerdi. Onların agaları bile yoktu.

Yıllar geçti. Yedinci ya da sekizinci sınıfı bitirdiğim yaz, “Ben çalışmak isteyerim” diye tutturunca babam bir akşam, “Yarın işe gidecen.” dedi. Ertesi sabah elimde uzun bir sırık, ucuna bağlanmış bezle tütün tarlasına götürüldüm. Tarlanın bir ucuna beni, diğer ucuna başka bir çocuğu diktiler. Bizim işimiz teyyareye kılavuzluk etmekti. Az sonra tanıdık uğultu duyuldu. İçim yine kıpırdadı. Ama bu kez yukarı bakan bir çocuk değildim; tarlanın ortasında bekleyen bir işçiydim. Teyyare alçaldı, karnındaki zehri yaprakların üzerine bıraktı. Rüzgârla birlikte o keskin koku genzime doldu. Bütün gün sırık salladık. Teyyare ustumuzden geçerken kendimizi yere atıp yüzüstü atardık. Akşam olunca cebimize birkaç kuruş koydular. Para kazanmıştık güya. Yuttuğumuz zehri kimse hesaba katmadı. Meğer çocukken alkışladığımız şey, üzerimize ölüm serpiyormuş.

Ama teyyare yalnız bizim eğlencemiz değildi. Köyde iki ya da üç arabadan başka motorlu taşıtın olmadığı yıllarda o, başlı başına bir olaydı. Küçük büyük herkes başını kaldırırdı göğe. Alçaktan uçuşu yürek hoplatırdı.

Yine böyle bir günde, çeşmeci Sedat Usta komşu köyler bizim köy arasında patlayan su borusu için üç adam alıp yola çıktı. Kocaman bir kuyu kazılmış, arıza bulunmuştu ama su kuyuyu doldurmuştu. Çamurun, suyun içinde uğraşırlarken teyyarenin sesi duyuldu. Yan tarafta tütün tarlası vardı.

Pilot, açıkta çalışan adamları görmüş olacak ki ilk geçişte zehri biraz uzakta kesti. Ama Hüsnü bunu başka türlü anladı. Teyyare tam üstlerinden geçerken bir nara atıp pilota yakışıksız bir kol hareketi yaptı. Yukarıdakiler kahkahaya boğuldu. “Tuzladın pilotu!” diye kendisinin yarım bıraktığını tamamlayıp pilotun kulaklarının çınlattılar.

Bir süre sonra gürültü kesildi. Sessizlik çöktü. Ardından uğultu yeniden yükseldi. Bu kez teyyare hiç tereddüt etmedi. Büyük bir gürültüyle üzerlerine çöktü ve zehri başlarından aşağı boşalttı. Kimi kuyunun içine atladı, kimi çamura yüzüstü kapandı. Daha şaşkınlık geçmeden ikinci dalış geldi. Zehir ve uğultu kuyunun dibine kadar indi. Üçüncü yaklaşmada kuyunun içinde bir boğuşma başladı. Hüsnü kaçmaya çalışıyor, diğerleri bacağından tutup onu aşağı çekiyor, tekme tokat girişiyordu. Dördüncü dalışta Hüsnü bir şekilde kuyudan sıyrıldı. Sedat Usta’nın kenara bıraktığı beyaz atleti kaptı, havada sallamaya başladı. “Kapuuut! Kapuuut!” diye bağırıyordu. Demir kanatlı kuş son kez yükünü bıraktı ve uzaklaştı.

On beş dakika sonra köy yolunda ilerleyen bir grup vardı. Baştan aşağı yeşile bulanmış, etrafına acayip kokular saçan, ağır adımlarla yürüyen adamlar… İçlerinden biri biraz geriden geliyordu. Öndekilerden biri dönüp seslendi:

-Yörüsene ba Kaput Hüsnü! Kaldıı şu ayaklaanı bakalım…

Kahkaha tufanı koptu. Hepsi bir ağızdan dönüp bağırdı:

– Hadi bakalım ba Kaput Hüsnüüü!”

Hüsnü adımlarını hızlandırıp aralarına karıştı. Küçük bir grup yeşil adam, şakalaşarak güneşin altında ağır ağır köye girdi.

Biz çocukken göğe umut diye baktık. Büyüyünce aynı gökten üzerimize ne yağdığını öğrendik. Ama ne olursa olsun, teyyarenin sesi hâlâ bir yerlerde çocukluğumu dürter. Ve ben, içimdeki o çocuğu susturmakta hâlâ zorlanırım.erimize ne yağdığını öğrendik. Ama ne olursa olsun, teyyarenin sesi hâlâ bir yerlerde çocukluğumu dürter. Ve ben, içimdeki o çocuğu susturmakta hâlâ zorlanırım.

 
 
     

Dijital Kütüphane

DUYURU:

VİDEO

https://kulturk.bg/wp-content/uploads/2024/03/4.Ozanlar_Festivali-3.mp4

TÜRKÇE MEDYA

YAYIN SAATLERİ:
HAFTA İÇİ HER GÜN
12.30 – 12.40
BNT 1

YAYIN SAATLERİ:
08.00 – 09.00
13.00 – 14.00
20.00 – 21.00

Seyahat rehberi

Hakkımızda:

“Kulturk.BG – Türk Kültürü Portalı” Barış Halk Kültürevi’nin projesidir. Sitemizin amacı Bulgaristan’da Türk kültürü ile ilgili haberleri, sözlü ve görüntülü içerikleri, bilimsel yazıları okuyucuya sunmak ve belleğe almaktır.

İletişim:

9120 Dolni Chiflik /Bulgaria
ul. “23-ti Septemvri”, Nr.1
+359893889028
kulturk@abv.bg

Paydaşlarımız:

  • Kırcaali Haber
  • Bizim Gazete
  • Ajans Bulgaristan
  • BTG
  • Turkish Culture Portal
  • Türkiye Kültür Portalı
  • Gizlilik Politikası

©2023- 2026 KÜLTÜRK

Scroll to top
  • Anasayfa
  • Etkinlikler
    • Kutlamalar, Şölenler
    • Anma Törenleri
    • Toplantılar, Seminerler
    • Yarışmalar
  • Kültürel miras
    • Gelenek, Görenek, Anane
    • Halk sporları ve oyunlar
    • Geleneksel mutfak
    • Tarihî Miras
  • Halk kültürü
    • Halk edebiyatı
    • Halk müziği
    • Halk dansları
    • Geleneksel Giyim-Kuşam
  • Sanat
    • Ses sanatı ve musıkî
    • Resim, Heykel, Fotoğraf
    • Tiyatro, Sinema
    • El Sanatları
  • Edebiyat
    • Şiir dünyası
    • Öykü, Roman, Hatırat
    • Hiciv, Mizah
    • Çocuk edebiyatı
  • Kimlik
    • Türkçe ve eğitim
    • Türkçe Basın-Yayın
    • Kültür-Eğitim Kuruluşları
    • İz bırakanlar
  • Kaynakça
    • Söyleşiler, Düşünceler
    • İlmî araştırmalar
    • Kitap Dünyası
    • Dijital Kütüphane
  • Български
Search