Rüstem Aziz Şiirleri

HAK VERİLMEZ, ALINIR!

Pabuç kadar dili var kiminin
Kiminin dediğini kulağı duymaz
Böylelerin zamanı çoktan geçti
Halk bunlara artık kanmaz


İpten kazıktan kurtulmuş olanların
İnanma sözüne sen sakın kardaş
Kelleyi torbaya koyup ileri atılanların
Şaşma yolundan sen sakın kardaş


Bakma homurdanan kurtlara
Ağırlık ver atacağın oylara
Oyları hep birlikte artıralım
Havlayanı nihayet susturalım


Sürüdeki kara koyun
Nedir ettiğin bu oyun
Ağzına bir parmak bal çaldılar
Elinden öz oyunu aldılar


Birlik der atalarımız
Birliksiz biz batarız
Birliğimiz ortak bülten
Hak doğacak birlikten


Adet yerine gelsin diye değil
Hak yerini bulsun diye oy ver
Unutma ki sandıkların hep dost değil
Düşmana inat Hareket’e oy ver


Tavşan yüreklilik yakışmaz bize
Korkakların akibetidir gelmek dize
Kafalar serin, sıcak yürekli olmalıyız
Bültenler arasında bizimkini bulmalıyız.

İTİRAF

Jivkov ucuna Bulgar adını taktı
Ve Türk’ün bağrına dayadı tüfeği
Olamaz deyenleri kamplara attı
Yüzbinlerin karardı temiz yüreği

Onlarca yiğit şehit oldu haklı davada
Döküldü kanı anaların ve bebeklerin
Yenik düştüler yine de bu çetin kavgada
Sonu gelmişti artık o zorba rejimlerin

Otuz yılı geçti artık cani Jivkov devrileli
Kendini Türk bilenler aldılar geri öz ismini
Ama Bulgar adına sarılanlar var aramızda
Belki kariyer adına satmışlardır kimliğini

Özgürlükten yana söz eder hatta bazıları
Şehitlerin kanı yerde kalsın demek değil mi bu
Güvenemem böylelerin kesinlikle sözüne
Haklıya nasıl sahip çıksın çıkamazken kendi özüne

ESİR OLMAM

Bir daha öyle bakma bana sakın
O çakır gözlerinden fırlayan oklara
Karşı koyacak zırhım var benim
Esir olamam artık kimsenin aşkına
Hırçın coşkulara değil susamışlığım
Gönül birliği ve şefkata daima açığım
Zil zurna aşık olsam bile apansız
Esir olamam artık hatta kendi aşkıma
Onur diye bir şey var ki beni ben yapan
Sadık dostumdur beni benden koruyan
Girsen bile tek başına renkli rüyalarıma
Esir olamam kimsenin yalan aşkına
/1979 Berlin/

SARSALIM EVRENİ

Sarsalım evreni,
Gezegenler galeyana gelsin
Yıldızlar güneşe özensin
Her yürekte çarpan sessiz evreni sarsalım

Coşsun duygular, fıkır fıkır olsun heyecan
Sevgi volkanları fışkırsın kalplerden
Herkese seviyorum diyen sahtelerinden değil ama
Daha nasıl anlatayım hayal ettiğim rüyamı sana

Bitki gibi yaşamak yaraşır mı insana
Yarasa değil ki ademoğlu karanlığa mahkûm olsun
Haykırmalıyız ışığa, aydınlığa sevdamızı
İşte sarsmaya çabalıyorum yüreklerde uyuklayan evreni

/Varna/

KAPAT GÖZLERİNİ

Kapat gözlerini, şöyle bir rahatla
Kalbinin kapısını arala
Eşikte bekleyen
Silüet benim

Derince nefes al ard arda
Süzülüp girsin aralıktan o gariban
Tüm iyiliklerle birlikte
Bir bütün oluversin

/1974/

KÖMÜR GÖZLER

Dün bir hatun gördüm uzaktan,
Mazinin anılar dünyasından.
Yüzünde bir ifade ki, acı mı, acı!
Perperişandı yüzü, başı, saçı.

Bir sorayım dedim usulünce,
Neydi acaba zavallı bacının suçu.
Ama sarsıldım görünce o mahcup bakışı,
Bir şey anımsattı bana o kömür gözler.

Hafızamda birden canlanıverdi,
Gece defettiğimde dehşetle kaçışı.
O zaman sinsiceydi, mahcup değildi
O kömür gözlerin karanlık bakışı.

Zamanın amanı yok derler bizde,
Zaman dediğin kaderin bir başka adı.
Şeytani benliği yenebilirsek içimizde,
Zamana rağmen bir hoş olur hayatın tadı.
/2012/

YERSİZ SORULAR

Cehennemi sormaktan vazgeç hemen
Sevginin olmadığı her yer cehennem
Yanmadın mı sen hiç cayır cayır
Yanmadın mı sen

Kül olmadı mı hiç ümitlerin senin
Kimseyi görmez olmadı mı çakır gözlerin
Taşkın bir ırmağa dönüşmedi mi o an
O acımasız, o her derde deva denen zaman

Sinsi bir şüphe tohumu düşmedi mi içine
Kök salmadı mı hemen her hücrene
Alıp kalbini eline, sıktı, sıktı özene bezene değil mi
Avaz avaz bağırasın gelip kaderine küsmedin mi

Feleğin yüzündeki tebessümü gördün mü
Zifiri karanlıkta gölgemi yine öptün mü
Yalnızlığının çığlığına karışan sesimi
İstesen de duyamazsın artık, değil mi

/Varna, 2015/

YÜREKTEKİ ATEŞ

Deryaları iç istersen yudum yudum,
Seller yağsın delinen göklerden
Sönmez asla o yürekteki ateş
Yükselir alevleri semaya gözlere görünmeden
Anlayamadım kader mi, sen mi daha kalleş
Velev ki kanatlarının altındaki rüzgardım ben

AŞKIN RENGİ

Aşkın rengini soruyor bazan
Pembe, diyorum, pespembe
Rengârenk oluyor fakat kimi zaman
Kalp kızılı da oluyor ara sıra
Ama hiç beklemediğin bir anda
Oluyor katrandan da kara

İÇİMDEKİ BAHAR

Bitmesin bu gece,
Sönmesin gökte yıldızlar.
Duymak istemem bir daha çığlığını martıların
Doğmasın güneş
Benim yıldızım da, güneşim de var
Aydınlatır her hücremi içimdeki bahar

UÇUP GİDİYOR YA

Bazen nefret sarıyor içimi
Ben de insanım ya
İyi ki bir sıra farkına varmadan
Uçup gidiyor ya
Özgür ediyor kalbimi
Daha iyi insan mıyım şimdi

ÖZÜNE SADIK

Kırcaali çocuğuydum
Sonra Moskova delikanlısı
Almanya’da Avrupalı oldum
Sonra Varna’ya attım postu
Aradıklarımdan burada buldum
Özüne sadık nice dostu

GÖRMEZ OLDU KİMSEYİ GÖZÜM

Dile getirin sokakları, bulutları, yıldızları
Anlatsınlar çektiğim acı durumları,
Ve kalbimde çarpan yıldırımları.
Gidiyorum dediği an bin yıl yaşlandı gönlüm
Görmez oldu bir daha kimseyi gözüm.
Tükeniverdi sanki fani dünyada ömrüm

İŞTE ÖYLESİNE

Sahil boyunca akşam üstleri
Çılgınca gülüşüp sevişiyorduk
Ürküterek uyuklayan dalgacıkları
Kumsalda çocuklar gibi koşuyorduk

Bir gün ortalıktan kayboldun
Çölde ulaşılmaz serap oldun
Bir tek hayalin kaldı hafızamda
Ara sıra görünür oldun rüyamda

Sitem değil bu, belki biraz özlem
Belki susmuş aşktan bir aksiseda
Belki dalgaların yadigârı bir meltem
İşte öylesine silinmez bir hatıra

/Varna, 2015/

DÖRTLÜKLER

Kuş ağaca yuva yapar
Tek başına olsa bile
Ayyaş hazır yuva yıkar
Hane başı olsa bile


Turnalar yüksek uçar
Avını görmek için
Aşıklar gönlün açar
Bir tek sevdiği için


Hayvan deyip geçme
Onun da canı var
Her şişeden dem içme
Her şeyin sınırı var


Dağ tepesi yüksek olur
Aşağıdan bakınca
Kalp sancıları son bulur
Aşıklar kavuşunca


/Rüstem Aziz, Varna/

SOYSUZLAR

Almış başını gidiyor kargaşa
Kafalar karışık
Zihinler allak bullak
Yayılıyor yapışkan,
İğrenç gölgesi korkunun.

Ne din kaldı ne iman,
Sürüldü piyasaya
Girince silahlar, roketler araya
Sahtesi oldu beş paraya
Ya insaniyet, hani, neresinde bunun?

Üçüncü cihan harbi geliyor
Hazır ol savaşa diyor kimileri
Azmış sanki
Marş ileri diyor bir diğeri
Korkuyu silah etmiş, umrunda mı onun?

Tarihe tecavüz edip
Demokrasiyi süngünün ucuna takan
Roketine medeniyet yazan
Öz çıkarına milli çıkar deyip can yakan
Soysuzlara lânet olsun her satırımdan.

/16.01.2016/

DUA GİBİ

Her nefes alışımda
Dua gibi sevdiğim ümit
Su gibi sırdaş
Toprak gibi münbit
Derya gibi derin
Yağmur gibi serin
Rüzgar gibi özgür
Olabilmektir.

SİTEMİM VAR

Deprem olur, toprak kayar, sel olur
Felaketler en başta hep fakiri vurur
Belalar tutkun mudur nedir fakire
Dönüp dolaşıp gelir hep onu bulur
Fakirin saray gibi evi, apartımanı yoktur
Derme çatma küçük evde oturanı çoktur
Derdi, kederi, sorunu dertsizlerden boldur
Yalnız dermanı, işi ve sigortası yoktur
Sitemim kadere mi, gözü dönmüş zengine mi
Çözüm sözü verip sözünden dönene mi
Kara bahtına teslim olup sus pus edene mi
Yoksa benim sitemim hepsine birden mi

ZAVALLI

Koca şehirde yaşar
Şan peşinde koşar
Rüyasında her gece
Yeni bir karı boşar

En sevdiği “iş yeri”
Mahalle meyhanesi
Orda saatlerce oturur
Çektikçe kafayı bulur

Eline bir gazete geçse
Önce dedikoduyu okur
TV ona göre yalnız
Spor varsa ilginç olur

Kitap okumak vakit kaybı
Birkaç bulmaca ona yeter
Tiyatro nedir hiç bilmez
Operanınsa sözü edilmez

Ara sıra köyüne döner
Göğüs gerip övünür
Annenin emekli maaşını
Sıkılmadan alıp götürür

/Nisan 2014, Varna/

VESSELAM

Yatmışım upuzun, hava şiir yüklü
Zaman durmuş, mekan sükut içinde
Yürekte huzur, bedense kuş tüyü
Evrenden ılık bir ırmak akıyor içimde
Mutluyum vesselam, sevinin siz de.

Çünkü uzun sürmez, zaman yine daralır
Mekan zamana uyup boynuma dolanır
Irmak akmaz olur, döner yine evrene
Mutluluk çırpınır, kapanır kendi içine
Ümit yitirmek olmaz, devran döner yine

/2017/

ŞEREF TACI

Eli öpülesi güzel bacılarım!
Ümidi rahminde goncalanmış
Müstakbel anneler!
Bilirsiniz,
Doğurup büyütmekte
Değildir yalnız kutsallığınız.
Onurlu evlat yetiştirmek de
Dahildir buna.
Ana dilini öğretmekle başlar
Kendine güven ve onur dersiniz.
Dünyanın en güzel ana dili
İşte o öğreteceğiniz Türkçedir.
İşte o bildiğiniz kadarki Türkçedir.
Şeref tacını Türkçemizle
Başınıza geçiriniz.

YARINİSTAN

Bir ağacın altındayım
Koca bir meşenin gölgesinde.
Toprak kokusu okşuyor genizimi.
Yarınistan diye bir ülke sarıyor hayalimi.

Ne sınırları var bu garip ülkenin, ne insan hakları
Devasa bir bilgisayarın emrinde tüm insanları
Örümcek ağında böcek kadar aciz her biri
Budur bindiği dalı kesenlerin kaderi

Bir ağacın altındayım
Dev bir meşenin gölgesinde.
Genizimde çimen ve toprak kokusu
Yarınistan diye bir ülke ürkütür hayalimi.

/24.06.2015/

TÜRKÂN BEBEĞİN ANISINA. 1984 KIŞINDAN BERİ

Yetmişi aşmış görünüyor başım saçım
Ama siz aldanmayın buna sakın.
Değişmedi 1984 kışından beri,
Aslında hâlâ bir buçuk benim yaşım.

Rodopların kara toprağı benim mekânım
Yeller esip geçiyor kabrim üstünden
Ama yirmi dört yılı aştı yine de ömrüm
Çıkarmadı beni asil Türkler gönlünden.

Şehit diyorlar bana onur ateşi sönmeyenler,
Bir şey yapmadım ki ben, alıp götürdüler.
Annemdi, babamdı, teyzeler ve amcalardı,
Dimdik durup ölümün üstüne yürüyenler.

Bilemiyorum, tüfek miydi bağrımı deşen,
Zırhlı tekeri miydi üzerimden gelip geçen.
Oh olsun demiştir tetiğe basan emir kulu,
Cehennemdir kara emri verenlerin yolu.

/Mayıs 2013, Mestanlı/

DÖRT KERE DÖRT

Dilin kemiği olmadıkça
Hep konuşup duracak
Aşksız saadet olmadıkça
Aşka nasıl doyulacak


Al renkle gül akla gelir
Gül deyince yar akla gelir
Yar sözüyle kim akla gelir
Bunu aşıklar iyi bilir


Bağda üzüm salkım salkım
Kuşlar iştahla gagalar
Sende kaldı tüm aklım
Geçmiş olsa da yıllar


Bahçemde bülbül öter
Keyifle şakır durur
Ayrılık ölümden beter
Sensiz kalbim aklım durur

ACININ PEŞİNDEKİ ÜMİT

Aldırma gönül demek ne kolay
Gönül söz dinler mi ya dostlar
Başa gelince o uğursuz olay
Feleğin şaşar ruhun hüzun dolar

Önce inanmak istemezsin ama
Gönül akla uyar mı ya dostlar
Ayrılığı dilemem hatta düşmana
Yüreğini dayanılmaz sızı kaplar

Aldırma gönül demek ne kolay
Kavuşmadan yaşanır mı ya dostlar
Bilinir ya, ateş düştüğü yeri yakar
Ama ümit acının peşinden koşar

BÜYÜK HEKİM

Küçükken dünyada hiç dert yok sandı
Ona düşkün ve zengin babası vardı
Biraz büyüyünce yanıldığı aklına damdı
Onbeşinde fırsatçı bir kopuğa aldandı

Kopuk bir gün ortalıktan kaybolunca
Yattı kaz tüyü yatağa boylu boyunca
Ne deseler seviyorum diye tutturdu
Dertsiz dünya hayalini hemen unuttu

Acı talihine gerçekten çok üzüldü
Aşkı niye çekip gitti, anlayamadı
Yemez içmez oldu, iyice süzüldü
Aşk acısının sebebini kavrayamadı

İyi ki Zaman denen bir hekim vardı
Yavaş yavaş içindeki acıyı çekip aldı
Yerine ufak ufak yeni ümit kapısı açtı
Onyedisinde kız yine sırsıklam aşıktı

/Mart 2013, Varna/

– ÇAĞRI

Birleşin alimler, birleşin
Yeni bir ilaç icat edin.
Irkçı, terörist ve haine
Müzik, şiir ve sevginin
Damıtından aşı verin.
/23.09.2016/

BİZLER

Bizler çok özeliz, çoook!
Tüm mahlûkatın en parlak tacıyız.
Hayal edebilmek görünmezi,
Düşünebilmek geçmişi, geleceği.
Umut edebilmek güzel günleri.
Hele ölesiye sevebilmek güzeli!

Bizler çok özeliz, çoook!
Bizler tüm mahlûkatın yüz karası.
Kin törpüsü yüreğimizi körletir,
Nefret dersen gönlümüzü çürütür,
Bencillik, hainlik hep bizde.
Daha nice kötülükler var içimizde.

Bizler çok özeliz, çoook!
Bizler hangi kudretin eseriyiz?
O kudret hepimizin özünde varsa
Ve dünyada olmamızın bir anlamı varsa
Adım adım mükemmelle yürüyerek
Huzura dönüşüp göçmek değil mi?

/2015/

DEDİM Kİ

SÜTÜ BOZUKLAR YA DA REZİLLER

Sinirime dokunuyor küstahlar
Kendini bir bok sayan aptallar
Çenesi düşük cahil cühela
Huzur düşmanı ve külli bela

İnsan müsveddesi iğrenç herifler
Kâr için hayatı cehennem eder
Eline fırsat geçince veletler
Oluverir vahşi hayvandan beter

Bu rezillerin siyasete bulaşması
Şeytanın melek geçinmesine benzer
Hele de kültür sahasına el atması
Cellâdın insaf duygusunu da ezer

/Ekim 2006, Varna/

ÇANAKKALE

KADIN VE ÇİÇEK

SONRADAN GÖRME

Pisi gibiydi komşum Hasan
Toz kondurmazdı ailesine
Bol para kazanınca totodan
Çıkıverdi hemen civanadan

Sonradan görmeler neden
Eskiyi unutuverir hemen
Kötü yolların keşfine düşüp
Göz ayıramazlar aşırı lüksten.

Vakti geçmiş samanlıkların
Villalar ve yatlar modada.
Aşk yalnız döşeli lüks odada
Sevişen göremezsin doğada.

Hasan karısına bakmaz oldu
Zavallının yüzü sararıp soldu.
Paracıklar suyunu çekince
Hasan’ın sesi duyulmaz oldu.

Hasan’a yine pisi denebilir
Aklı başına geldi mi kim bilir.
Gelse de çoktan olan oldu
Hasan güzelim yuvayı bozdu.

/Rüstem Aziz, Varna/