Mustafa Çete

Yazı: Doç. Dr. Menent Şukrieva

3 Ocak 1936 tarihinde Razgrad’ın Dyankovo (Kalova) köyünde dünyaya gelen Mustafa Çete, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan Fatme ve Efraim ailesinin beşinci çocuğudur.

Çete lakabı dedesi Molla Mustafa’dan gelir. Öğretmen olarak çalışmış ve muhtar görevinde bulunmuş olan Molla Mustafa, Balkan Harbi’nde şehit düşmüştür. İlkokul ve rüştiye eğitimini köyünde bitiren Mustafa Çete 1954’de Razgrad Türk Pedagoji Okulu’ndan ilkokul öğretmeni olarak mezun olmuştur. Pedagoji Okulu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Türk Edebiyat Atölyesi’nde büyük ilgi duyduğu şiir konusunda geniş bilgi edinme fırsatı yakalamıştır. Mezun olduktan sonra Dyankovo köyünde sınıf öğretmeni olarak atanmıştır.  

Askerlik görevini (1957 – 1959) yaptıktan sonra Sinya Voda (Gökçesu) köyünde iki yıl hem öğretmenlik hem müdürlük görevinde bulunmuş. 1960 yılında Duhovets (Nasufçular) köyüne atanan Çete, burada 11 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra tekrar kendi köyüne dönmüştür. 

1960’larda Sofya Radyosu Türkçe Yayınlar programınca düzenlenen yarışmaya “Ah Deliorman” şiiri ile katılmıştır. Büyük beğeni toplayan şiir, Razgrad Türk Estrat Tiyatrosu’nda müzisyen olarak çalışmış olan Ali Mehmed tarafından bestelenmiş olup kalbe işleyen bir türkü olarak dillere destan olmuştur.  

28.02.1970’te Halime Hanım (1947 doğumlu) ile evlenmiştir. Mutlu bir evlilik ve aile hayatı yaşamıştır. Bu evlilikten iki çocuğu olmuştur. Kızı Esin (1973) Şumen Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunudur. Yeminli tercümanlık hizmetleri veren bir şirketin sahibidir. Yoğun iş temposuna rağmen, toplum gönüllüsü olan babasının izlerinden yürümek için çaba sarf eden Esin Hanım, Şumen merkezli BİZ Türk Kültür Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesidir ve sivil toplum hayatında bir hayli başarılı çalışmalara imza atmış birisidir. Mustafa Çete’nin oğlu Altan (1976), ablasının şirket ortağı olup sigorta hizmetleri ile uğraşmaktadır.  

Sinya Voda (Gökçesu), Duhovets (Nasufçular) ve Dyankovo köylerinde 30 yılı aşkın öğretmenlik yapan Mustafa Çete için edebiyat da ikinci bir meslek haline gelmiştir. Emek, sabır ve fedakarlık gerektiren kutsal ve ulvi meslek olduğunu belirtmemiz gereken öğretmenlik sayesinde çocukların yaşamını, iç dünyasını, ruhunu ve arzularını çok yakından izlemiş ve bunları yansıtan şiirler yazmıştır. Bu şiirlerini Yeni Işık, Filiz, Halk Gençliği, Tuna Gerçeği gibi gazetelerde neşretmiştir.   

1985 yılında “Soya Dönüş” olarak adlandırılan Bulgarlaştırma sürecinde öğretmenlik hakkı elinden alınınca inşaatlarda çalışmaya başlamıştır. 

28 Mayıs 1989 tarihinde köyünde düzenlenen barış protestosuna katılmış olduğundan dolayı 5 Ağustos 1989 tarihinde Türkiye’ye sürgün edilmiştir. 6 Ağustos 1989 ile 30 Haziran 1999 tarihleri arasında Avcılar’da öğretmenlik yapmıştır. Kendini sürekli geliştirme hevesi ve çabası içinde bulunan Çete, bu neredeyse bir yıllık süre zarfında gazetecilik kursu da bitirmiştir. 

1990 yılının Temmuz ayında Ne suyuna doydum, ne ekmeğine; Ne de muhabbetine çalışkan insanlarının! Seni kucaklamaya uzun kol değil, Uzun ömür gerek, uzun ömür! olarak anlattığı memleketine, Deliorman’a dönmüştür. 

Kendi köyünde Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin kuruluş çalışmalarında bulunmuştur. 1991 – 1996 yılları arasında Hak ve Özgürlük gazetesinin bölge muhabirliğini yapmıştır. 1997 – 2006 döneminde de yine bölge muhabiri olarak Sabah ve Zaman Bulgaristan gazeteleri için çalışmıştır. 

29 Mart 1992 tarihinden itibaren 2012 yılına kadar Kuzey Bulgaristanlı Türk şair ve yazarları bir çatı altında toplayan Deliorman Edebiyat Derneği’nin Genel Başkanlığını yapmıştır.  

Yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek 22 Ekim 2014 tarihinde Mustafa Çete hayata gözlerini yummuştur. 

Mustafa Çete’nin Şiirleri

İlk şiir kitabı “Deliorman Melodileri” 1995 yılında yayınlanmıştır. 

Çete, 62 sayfalık kitapta şiirlerini beş değişik başlık altında toplamıştır: 1 – Deliorman Melodileri; 2 – Soykırıma Karşı Türklük Savaşı; İnsan Borcu; 4 – Aile Defterinden Sayfalar; 5 – Sensiz Seninleyim. 

Bu kitaptaki şiirlerinde memleket sevgisi, kahramanlık, Türklük, ev-aile ve insan sevgisi, aşk gibi temaları işlemiştir. 

Doğduğu topraklara duyduğu duygusal bağlılık daha ilk şiirinde sezilmektedir. 

“Anam koynu gibi sıcaktı Deliorman toprağı, Uyuttu bana tatlı uykular!”

Kitabın “Deliorman Melodileri” başlıklı birinci bölümünde şair 17 şiire yer vermiştir. Şiirlerden her birinde duygulu bir anlatım vardır. Doğup büyüdüğü köyünü, yaşadığı sokağı, Deliorman’ı büyük bir sevgiyle dile getirmiştir. 

Öylesine seviyorum seni, Deliorman,
Öylesine ki, oldun bana kader,
Kahpe felek konarsa başıma, tastaman, 
Bir gömütlük yer ver; 
Karışayım suyuna toprağına, taşına...!” 

(Deliorman Sevgisi)
“Bu sabah da erken vardım tarla başına, 
Seyre dalıverdim güzelim Deliorman’ı.
Dar geldi kalbim aşkıma,
Bir türkü tutturdu içten
Sevdiği çiçeklere, dostlara....

(Türkümüz)

Kitabın “Soykırıma Karşı Türklük Savaşı” başlıklı ikinci bölümünde şair, 10 şiire yer vermiş olup komünist rejimin baskıları nedeniyle Bulgaristan Türklerinin yaşadığı zorlukları büyük bir acı ile dile getirmiştir. Eserleri, yaşanan olaylar doğrultusunda milliyetçi bir görünüm arz etmektedir. Komünist rejim yetmemiş gibi isim değiştirme süreci ve zorunlu göç her yazarda olduğu gibi Mustafa Çete’nin eserlerinde de yerini almıştır.   

“23 Ocak Bin Dokuzyüz Seksen Beş, 
Günlerden Çarşamba...
Evimden alındım kahpece
Yaişlı gözlerle bırakarak ana, baba, kardeş...

Ellerime vuruldu kelepçe,
Düşer düşmez yola; 
Devredildim karakola... 
... Bulgar olmaya razı gelmeyince

Kalaşnikov dipçiği açtı göğüsüme yara.
Umurunda değil kızıl berelerinin,
Yakıyor Türk canını; 
Zorla aldırmak için Bulgar adını!” 

(Darbe)
“Mustafa dedemin adıdır ezanlı adım,
Dedemin dedesi İzmirli Gurbetçi Osman.
Alpaslan’dan beri Türktür ecdadım,
Beni Bulgar yapamazsın Jivkov hiç bir zaman!” 

(Hiç Bir Zaman)

9 şiirin toplandığı “İnsan Borcu” başlığını taşıyan üçüncü bölümde Çete, yaşam, dostluk, namus, şeref ve onur gibi temaları işlemiştir. 

İstemem hakkı kalsın kimsenin bende, 
Benim günahlarım bana yeter!
İnsan hakkı yemek
Beterlerden beter!

(Beter)
... Zaten ben sizsiz dostlar,
Ne insan olabilirim, ne de şair!

(Bağlanış)

“Aile Defterinden Sayfalar” başlıklı dördüncü bölümde şair, çocukluk özlemi, ev ve aile sevgisi, anılara düşkünlük gibi temaları işlemiştir.

...Çocukluk anılarım var,
Onları yaşamak istiyorum baştan...”

(Çocukluğum)
Sen, eşim Halime,
Bir sen anladın beni;
Bir sen girdim halime.
Sen de bir yaratıcı, Beni sen yarattın.
Yaratıcılığımızın Şaheserleri Esin ile Altan,
Onlar devam edecek bizim yaratıcılığımızı....

(Yaratıcılık)

Kitabın son bölümü “Sensiz Seninleyim”’de yer alan 11 şiirde ayrılık, aşk ve hasret konularını işlemiştir. 

Yıllarca beni dinleyen bu kalp
Artık benim değil,
Sevme dedikçe seviyor onu,
Yıllarca beni dinleyen bu gözler
Artık benim değil,
Gözlemeyin desem de gözlüyor yolunu....

(Benim Değil)

İkinci şiir kitabı “Mavi Çiçekler” 2001 yılında yayınlanmıştır. 

Mustafa Çete’nin yazdığı, ancak kitabında yer vermediği ve tarafıma kızı Esin Çete sayesinde ulaşan önsözde öğrencilerine hitap ederek şiir dünyasına attığı ilk adımlarını anlatmıştır. Dördüncü sınıf öğrencisiyken öğretmeni Davut Yusuf, Vatan konulu bir şiir yazma ödevini vermiştir. Bunun üzerine Mustafa Çete Bulgaristan Benim Vatanım adlı ilk şiirini yazmıştır. Bu konuda  “Bazı noksanlıklara rağmen şiirimi beğenmişti. Çocuk şiirleri yazmamı önermişti. İcra etmeye başladım. Rüştiyede öğrenciyken öğretmenim Ali Berber, şiir özellikleri – vezin, hece, kafiye – için geniş bilgiler verdi”, diye belirtimiştir. 

Şiirleri kısa, ama önemli konuları yansıtmaktadır. Muharrem Tahsin’e göre bu kitapta yer alan şiirler sade yapılı, kolay belirlenen şiirlerdir. 

Mustafa Çete, 32 sayfalık bu kitabında çocuk düşlerini, arzularını ve yaşamlarını dile getirmiştir. 

Ben Bulgaristan Türk çocuğu,
Ulusumun tomurcuğu....

(Bulgaristan Türk Çocuğu)
Biz Bulgaristan çocukları
Geleceğin tomurcukları!

(Mavi Çiçekler)

Üçüncü şiir kitabı “Şiirle Gülümsesin Dünya” 2006 yılında yayınlanmıştır. 

Mustafa Çete, 61 sayfalık kitapta şiirlerini beş değişik başlık altında toplamıştır: 1 – Vatandaş Olarak Yolundayım Ben; 2 – Şiirle Gülümsesin Dünya; Derde Derman Peşinde; 4 – Yaşam Savaşım; 5 – Kalbimin Kalbinden Gönül Nağmeleri. 

Şiirlerinin önemli temaları arasında yer alan vatan sevgisi konusunu kitabın 10 şiir içeren birinci bölümünde başarıyla işlemiştir. 

Altın Dobruca’nın tahıl ürünü,  
Madenli Madan’ın renkli kömürü, 
Şirin Kazanlık’ın şifalı gülü,
Bulgaristan’dır Bulgaristan!

(Bulgaristan’dır Bulgaristan)
Sende yazıyorum yaşam öykümü,
Kendim okuyorum sende türkümü,
Devam etmek için kutsal ülkümü,
Vatandaş olarak yolundayım ben!

(Vatandaş Olarak Yolundayım Ben)

Mustafa Çete’nin kendisine, ailesine, dostlarına, komşularına, topluma karşı büyük bir sorumluluğu vardı. Kendisini bizzat tanımayan okuyucuları, “Utanıyorum İnsanlığımdan” vb. şiirlerini okuyunca bunu rahatlıkla sezebilir. 

Ne zaman bir dilenci görsem
Utanıyorum insanlığımdan,
Neymiş ki suçu, düşmüş bu hale?!
Bizler ki, gelip geçeriz yanından bir ekmeklik para bağışlamadan.
İNSAN İNSANIN DOSTU ya
Niye el kaldırırız birbirimize?!

Mustafa Çete, kitabın “Şiirle Gülümsesin Dünya” başlıklı ikinci bölümünde, 15 şiire yer vermiştir. Bu bölümde; sadık yoldaşı olan şiire sevgisini büyük bir ustalıkla anlatmıştır. 

Yıllardır çekerim bu şiir tutkusunu, işte demez, dinlendece demez, 
Komaz beni rahata... 

(Kutsal Gebelik)

Öylesine tutkunum şiire, öylesine,
Ki izah edemem onu sözle oturup anlatsam bile.

(Tutkunluk)
Sen, şairsin,
Ben şiirsever!
İkimiz de şiir delisi,
İçimizde tek bir istek, tek bir dua;
ŞİİRLE GÜLÜMSESİN DÜNYA!

(Şiirle Gülümsesin Dünya)

Derde Derman Peşinde başlığı altında topladığı 6 şiirinde Çete, geçirdiği rahatsızlıktan dolayı hastanelerde yaşadığı anları ve duygularını ifade etmiştir. 

Hastalık çok zor,
Yakıp kavuruyor insanı.
Sanki sönmeyen kor,
Yıpratıyor yaşamı

(Dert)

Bu bölümdeki şiirlerinde şairin hastalıktan dolayı duyduğu endişeyi görüyor ve bir sonraki bölümün (Yaşam Savaşım) kapsadığı 5 şiirinde hayat sevgisini hissedebiliyoruz. 

3 Ocak 2006,
70 oldu yaĢ,
Yaşamak için hayatı
Devam edecek savaş.

(Yıllar, Yollar ve Savaş)

Yaşı 70, işi bitmiş!”, demeyin,
Bitmiyor benim yaşam savaşım;
Üç kez cerrah bıçağından geçtim,
Üç kez öldürülüp dirildim;
Ama pes etmedim, savaşı seçtim...

(Yaşam Savaşım)

Kitabın son bölümünde (Kalbimin Kalbinden Gönül Nağmeleri) 10 şiire yer verilmiştir. Aşk, yalnızlık, umut, özlemle bekleyiş, hasret gibi temaları işlemiştir. 

Sıcaklıktan terledim deseydin,
Mendilin olurdum silmeye terini. Sevgimle mutlu olmak istiyorum deseydin,
Arı olurdum peteğiyle ballanan.
Türküler dinlemek istiyorum deseydin,
Okurdum becerebildiğim kadar
KALBĠMĠN KALBĠNDEN 
GÖNÜL NAĞMELERİ...

(Kalbimin Kalbinden Gönül Nağmeleri)

Mustafa Çete’nin Türkçe yazdığı son (dördüncü) şiir kitabı Yıllar, Yollar ve Yaşam Savaşım 2013 yılında yayınlanmıştır. 

Çete, 51 sayfalık kitapta şiirlerini üç başlık altında toplamıştır: 1 – Yıllar, Yollar ve Yaşam Savaşım; 2 – Türklük Savaşı ve 3 – Sevgi Yaşamdır. 

Birinci bölümde işlediği konular arasında memleket sevgisi, ev-aile sevgisi, gurbet ve dostluktur. 

Geçim attı beni ecnebi, yere, 
Özledim köyümü, çoluk çocuğu,
Düşmüşüm gurbete yok hiçbir çare,
Gözlerimde tüter baba ocağı!

(Gurbet)

Şair, Türklük Savaşı başlığını taşıyan ikinci bölümde yer alan şiirlerde azınlık olmanın verdiği sıkıntıları, çekilen acıları, görülen zulümleri dile getirmiştir. 

Bunca işkence, bunca darbe, bunca zulüm...
Zindanlar dolusu hep Türkler idi sürgün....
Bilinmiyor Tuna’ya atılıp batanlar,
Sayısızdır toprakta kefensiz yatanlar. 
Her saniye, dakika ve saat, gün ve gün, 
Hep Türklere yapıldı katliam ve zulüm....

(Türklük Savaşı)
Çocuklar öksüz kalır, gelinler dul.
Coplardan yarılır başlar,
Ya bacak kırılmıştır, ya kol...

Ya da süngülerle delik deşik edilmiştir
Türklük için savaşan arkadaşlar!” 

(Jivkovçu Türkçe Avcıları)

Ölüm Adası veya Belene Ölüm Kampı olarak da bilinen kampta olsun, ülke genelinde karakolların çoğunda olsun Bulgaristan Türklerine çektirilen eziyet ve zulümlere baş kaldıran onlarca, yüzlerce kahraman da Çete’nin şiir ve ağıtlarında önemli bir konu arz etmektedir. 

Çıkardı polis tabancasını, Ahmet’e çevirdi namlusunu
“Üçe kadar sayıyorum” dedi, 
Razı gelmezsen, 
Yiyeceksin kurşunu!”

Umurunda olmadı Ahmet’in
Bozmadı istifini, duruşunu....
Haykırdı sesinin çıktığı kadar; 
TÜRK doğdum, TÜRK kalacağım!“ 

(Şehit Ahmet)

Her şiirinden milliyetçilik duyguları sezilmektedir. 

Türklük savaşım için
Uğratıldım görevimden...

(İkinci Darbe)
“Mileltçe kükredik Türklük Savaşına!” 

(Türklük Savaşı)

Kitabın son bölümünde aşk, sevgi, keder, hasret temalarını işlemiştir.  Burada yer alan şiirlerin çoğunu gençlik yıllarında yazmıştır. 

Şiirlerin bir kısmında tarih yazmış olmamasına rağmen 60’lı ve 70’li yıllarda kaleme aldığı şiirlerinde aşk, ev-aile sevgisi, memleket sevgisi, Deliorman sevgisi gibi konular ağırlık basarken Bulgaristan Türklerinin mağdur kaldığı ad değiştirme, baskı, zulüm ve katliamların doruk noktasına çıktığı 1980’li yıllarda Çete, bu olayları büyük bir acıyla ifade etmiştir. 

1995’e kadar kitap yayınlamış değildir. Şiirleri farklı gazete ve dergilerde neşredilmiştir. 

Bulgarcası da son derece zengin olan Mustafa Çete, Bulgarca şiirler de yazmıştır.  Bu şiirlerinde ağırlıklı olarak işlenen temalar aşk, sevgi, memleket, vatan, dostluk, tabiat, Deliorman ve Deliorman insanıdır. 

Mustafa Çete’nin Bulgarca yazdığı şiir kitapları da vardır: 

  1. – Лудогторски напеви /Ludogorski Napevi/ (Deliorman Ezgileri) – 2008
  2. – Обичта е живот /Obiçta e Jivot/ (Sevgi Yaşamdır) – 2009
  3. – Шепот на звезда далечна /Şepot na Zvezda Daleçna/ (Uzak Bir Yıldızın Fısıltısı) – 2012

Mustafa Çete’nin bir araştırma çalışması da var: Dyankovo Köyü Tarihçesi (2011).