Kır Beygiri türküsü

Yöre: Kamçı Boyu

Kır Beygiri nallatalım
Pin taligaya anlatalım
Otuz iki kasnak yükledelim
Kırın belini kütledelim
 
Vay nenni nenni Kır nenni
Gitti ya bizim güzeli
 
Şeker çuvalından çulcağzı
Mercimek alavı ister cancağzı
Kör olasının malcağzı
Çıktı ya gitti cancağzı
 
Vay nenni nenni Kır nenni
Gitti ya bizim güzeli
 
Köprü altına hay ettim
Köpeklere pay ettim
Kara köpek çeker leşini
Saksanlar kovar peşini
 
Vay nenni nenni Kır nenni
Gitti ya bizim güzeli
 
İlika ipinden payvantı
Sattırdı ya bana sayvantı
Bir topalacık hayvandı
Eh yaktı ya canımı birader
 
Vay nenni nenni Kır nenni
Gitti ya bizim güzeli

Kaynak: 5. Sınıf Anadili Türkçe Ders Kitabı, 2019, Faber Yayınevi, Veliko Tarnovo


KIR BEYGİR’İN HİKAYESİ
Kaleme alan: Mehmet Uzun

Her türkünün bir hikayesi var derler ya.Kır Beygir türküsünün de Osmanlı yıllarına dayanan bir hikayesi varmış. Kır beygir türküsünün Delikamçı boyuna ait olduğunu öğrendikten sonra. bu türkü hakkında bir takım araştırmalar soruşturmalar yaptım.Daldan budaktan uzun kulaktan edindiğim bilgilere göre olay Osmanlı zamanında Delikamçı boyunun Deremahalle köyünde yaşanmıştır. O yıllarda her köyde olduğu gibi bu köyde de Nalbantoğulları adında bir demirci ustası varmış ailenin üç oğlan çocukları varmış isimleri İSMAİL MEHMET VE HASANDIR. Bu aile köyün demircilik işlerini yapar ek iş olarak kasnakçılık işini de yaparlar zor zar aileyi geçindirmeye çalışırlarmış. Artık oğlanlarda baba mesleğini iyice kavramaya başlamışlar. Artık koca babaya pek iş değmez olmuş oğlanların ikisi işlikte işlerse diğeri de beygiri koşar komşu köylere kasnak satmaya gidermiş tam işlerin kıvama girdiği sırada Çamurna köyünden bir at arabasıle üç adam gelir ve büyük oğul İsmaili kendi köylerine demirci ustası olarak alırlar. Birkaç zaman sonra ortanca oğul Mehmet Buruncuk köyüne demirci çırağı olarak gider evde işin başında yaşlı baba ve küçük oğul Hasan kalır. Şimdi yeni nesilimize kasnak dediğimiz bir zamanlar hiç elden düşmeyen ev aletini kısaca tanıtalım Kasnak nasıl yapılır ve nerede kullanılır. Kasnak her bir davul ve dare türünde, büyük küçük elek kalbur gözer gibi tüm eleme aletlerinde baş rolü oynamaktadır. Kasnak kalın ve uzun ağaçtan yontularak yuvka bir tahta haline getirilir ondan sonra yaşken daire şeklinde kıvrılır ve kuru kızılcık çivisi ile çivilenir ve kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra kasnağa göre keçi veya koyun derisi gerilir deri kuruyunca isteğe göre delik delinir. Nalbantlar ailesine gelince bir kaç yıl sonra yalı baba ölünce kardeşler arasında miras kavgası başlar o zamana kadar ailenin ihtiyaci olan tek beygir büyük kardeş İSMAİLE düşer tek taliga ise ortanca kardeş MEHMEDE düşer Hasan yaşlı babasına baktığı için ona da eski bir ev bir de küçük sayvant düşer. Beygirle taliga Hasanın elinden alınınca işi zorlaşır başka beygir ve taliga almak icabeder fakat parası yoktur bu hususta çaresiz kalan Hasan o küçük sayvandı satar beygir ve taliga parasını denkleştirir. Ertesi gün Yeni köye hayvan pazarina gider fakat Atların fiyatları yüksek olduğu için eli boş döner ve yaya olarak evin yolunu tutar Hasan yolda bir Atlı adamla karşılaşır ve adama nereye gidiyorsun birader diye sorar, adam Atı satmaya gidiyorum deyince ben de bir At almak istiyorum uygun bir fiyat olursa senin Atını alırım der ve pazarlık başlar Hasan ucuz fiyatla adamdan kır beygiri alır üzerine biner ve yoluna devam eder. Ertesi gün yine Kır atına biner ve Provadının yolunu tutar orayı varınca ilk önce bir saraç ustasına uğrar ustadan Kır beygire uygun bir koşum takımı alır ondan sonra taliga satılan mekana gider oradan da bir süslü taliga alır Kır beygiri koşar mutlu bir şekilde köye döner. köye dönünce ilk önce Kır beygiri nalladır ondan sonra ailece taligaya binerler komşu köye varıp gelirler hem Kır beygirin kötü bir huyu hüneri olup olmadığını denerler. Bir kaç zamandır Hasan’ın elinde beygir ve taliga olmadığı için evinde kasnak siparişler birikmiş. Bir gün tüm siparişler 32 kasnak birden taligaya yükledirler ve satmak için Sırt köylerin yolunu tutarlar Kocabalkanın yolu hem dik hem de uzun olduğu için Kır beygir su içinde kalır. Satış yerinde durunca şeker çuvalından olan çulcazı Kır beygiri sarmaya yetmez hayvancık dururken üşür köye dönünce ne yulaf yemine bakar ne de mercemek alafına bakar dört bacağı uzatmış yatar bir daha da kalkmaz üç gün içinde nalları yukarı diker. Kır beygirden merağını bile alamayan Hasan çok çaresiz kalır çok sevdiği Kır beygirini Kocabalkan deresine sürür ve evsiz köpeklere pay eder. Ondan sonra üzgün halde eve döner bu gün hala dillerden düşmeyen bu türküyü yakar.