Skip to content
Email Phone Facebook Facebook Group X YouTube
KÜLTÜRK
  • BAĞIŞ
  • Anasayfa
  • EtkinliklerExpand
    • Şölenler, Festivaller
    • Kutlamalar, Konserler
    • Anma Törenleri
    • Toplantılar, Seminerler
  • Kültürel mirasExpand
    • Gelenek, Görenek, Anane
    • Halk sporları ve oyunlar
    • Geleneksel mutfak
    • Tarihî Miras
  • Halk kültürüExpand
    • Halk edebiyatı
    • Halk müziği
    • Halk dansları
    • Geleneksel Giyim-Kuşam
  • SanatExpand
    • Ses sanatı ve musıkî
    • Resim, Heykel, Fotoğraf
    • Tiyatro, Sinema
    • El Sanatları
  • EdebiyatExpand
    • Şiir dünyası
    • Öykü, Roman, Hatırat
    • Hiciv, Mizah
    • Çocuk edebiyatı
  • KaynakçaExpand
    • Söyleşiler, Düşünceler
    • Araştırmalar
    • Kitap Dünyası
    • Dijital Kütüphane
  • KimlikExpand
    • Türkçe ve eğitim
    • Türkçe Basın-Yayın
    • Kültür-Sanat Kuruluşları
    • İz bırakanlar
  • Български
WhatsApp Facebook X YouTube
KÜLTÜRK

Embiya Çavuş (1926-2022)

Hours 7 Temmuz 202517 Eylül 2025

Yazı: Prof. Dr. Bülent Yıldırım

Embiya Halit Çavuş 1926 yılında Bulgaristan’da Deliorman ve Dobruca bölgelerinin kesiştiği Şumnu’ya bağlı Mahmuzlu köyünde dünyaya gelmiştir. Kendi ifadesi ile babası, bölgeyi Osmanlı Devleti’nin fethetmesinden sonra buraya iskân edilen Konyar yörüklerinden annesi ise Kırım Tatar Türklerindendir.

Embiya Çavuş 1933 yılında ilkokula başlamış daha sonra rüştiye eğitimi için bir yıl Kemallar (İsperih) ilçesine devam etmiş buradan da Şumnu’da bulunan ve o dönemlerde Türklerin en önemli eğitim kurumlarından biri olan Medresetü’n-Nüvvâb’a geçmiştir. Medresetü’n-Nüvvâb kadı naibleri yetiştirmek için 29 Eylül 1913’te imzalanan İstanbul Antlaşması’nın 2 numaralı protokolünün 7. maddesine göre kurulması kararlaştırılmış bir eğitim kurumudur. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlaması bu okulun açılmasını geciktirmiştir. Nihayet mektep, Şumnu’da 1922-23 ders yılında 1947 yılına kadar sürecek olan tedrisatına başlamıştır. Embiya Çavuş bu okuldaki ilk eğitim sürecini 1938-1941 seneleri arasında gerçekleştirmiştir.

Ortaokul sonlarına geldiğinde İkinci Dünya Savaşı başladığı için Türk öğrenciler siper ve sığınak kazmaya zorlanıyor adeta köle gibi çalıştırılıyordu. Bu duruma tepki gösteren öğrencilerden biri de Embiya Halit olmuştur. Bu arada okul hayatı devam ederken resim sanatına merak sarmış ve amatör çalışmalarda da bulunmuştu. Ancak 1944 yılında Embiya Halit’in kendi hatıralarında aktardığına göre Tombul Cami arkasındaki mezarlıkta sığınak ve siperler kazarlarken Şumnu Ermeni mahallesinden bir grup Ermeni genci onlara saldırıp bazılarını hastanelik etmişti. Olay esnasında kendileri de ellerindeki çapa ve küreklerle mukavemet göstermişlerdi. Ertesi gün Ermeni asıllı olduğunu iddia ettiği okul müdürü onları huzuruna çağırarak hiçbir Bulgar okuluna kabul edilmeme şartıyla okuldan kovulduklarını bildirmişti.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Bulgarların Almanya yanında yer alması, Almanya’da olduğu gibi bazı paramiliter grupların Bulgaristan’da da ortaya çıkması, Müslüman Türk azınlığın hayatını zorlaştırmıştır. Baskılar her alanda hissedilmeye başlanmıştır. Bu durum özellikle eğitim sahasında gözle görülür bir hal almıştır. 1941-1944 yılları arasında Bulgar yöneticileri çeşitli bahanelerle Türk öğretmenleri görevden almış Türk okullarını kapatıp Bulgarlaştırma politikasını uygulama yolunu tutmuştur.

Nazi Almanya’sının Kızıl Ordu karşısında gerilemeye başlaması Bulgaristan için de bir dönüm noktası olmuştur. Sovyetler Birliği’nin 5 Eylül 1944 tarihinde Bulgaristan’a savaş ilan etmesi üzerine Kızıl Ordu Romanya’dan Bulgaristan’a yönelmiş ve 8 Eylül’de Bulgar topraklarına girmiştir. Ordu komutanlığı derhal bir beyanname yayınlamış, “Tıpkı 1877’de Bulgar halkını yabancı boyunduruğundan kurtardığı gibi şimdi de kardeş Kızıl Ordu, Bulgaristan’ı Almanya esaretinden kurtarmak için geldi” demiştir. 9 Eylül’de ise mevcut Konstantin Muraviev hükûmetini değiştirmiştir. Yerine Vatan Cephesi koalisyonu getirilmiştir. Bu koalisyon “Bulgaristan İşçi Partisi (Komünistler)”, “Bulgaristan Çiftçileri Milli Birliği”, “Zveno”, “Bulgaristan Sosyal Demokrat Partisi” ve Bağımsız entelektüellerden oluşmuştur. Halk Cumhuriyeti türü bir siyasal yapılanmayı hedeflemiş olmalarına rağmen sistemin totaliter yapısı dikkat çekmiştir. İktidar olduğu düşünülen Vatan Cephesi ise fiilen, daha sonra Komünist Parti adını alacak olan Bulgaristan İşçi Partisi (Komünistler) tarafından yönlendirilmiştir.

Yeni rejim eski yönetimin aldığı bütün kararları ortadan kaldırmıştı. Bu sayede Embiya Çavuş’da tekrar eğitim hayatına dönebilmiş Nüvvab’ın lise kısmına ve teknik liseye devam etmişti. Bu esnada akademik ressam Georgi Mitef’den dersler almış resim yeteneğini daha da geliştirmiş ve lise yıllarında karma sergiye de katılmıştır.

Başlangıçta yeni komünist rejim Bulgaristan’daki Türk ve Müslüman azınlığı kendi sistemine adapte etmek için bazı kültürel hakları iade eder gibi davranmış fakat daha sonra komünist partiye üye olmayan veya potansiyel olarak tehdit gördüğü eğitimli ve aydın kişileri çeşitli bahanelerle tutuklamaya başlamıştır.

Bulgaristan’da sosyalist ideolojinin lideri ve Komintern Genel Sekreteri Georgi Dimitrov, Mart 1945’te, Moskova’dan Bulgaristan’a dönmüştür. Dimitrov’dan kısa bir süre sonra da sosyalistlerin diğer önde gelen liderlerinden Vasil Kolarov Bulgaristan’a gelmiştir. Böylece komünist cephe büyük bir güç kazanmıştır. 10 Eylül 1946’da yapılan referandum ile Bulgaristan’da Krallık ilga olunarak Cumhuriyet ilan edilmiş ve Kral Simeon ve ailesi sınır dışı edilmişlerdir. Aralık 1946’da yeni anayasanın yürürlüğe girmesinin ardından Georgi Dimitrov başbakan olmuş, 1947 yılı sonuna kadar yeni rejime muhalif unsurlar tamamen temizlenmiş, muhalefet de tasfiye edilerek sosyalizm Bulgaristan’a yerleşmiştir.

9 Eylül 1944’te gerçekleşen askeri darbeden sonra kurulan halk mahkemeleri aracılığıyla Bulgaristan vatandaşlarına yönelik acımasız bir devlet terörü de başlamıştır. 1943’te vefat eden Bulgaristan Kralı III. Boris’in kardeşi Prens Kiril Preslavski, 3 eski başbakan, 22 bakan, 2 meclis başkanı ve 67 milletvekilinin de aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi, asker, hukukçu, bilim adamı ve toplum önderi olan toplam 2.730 kişi halk mahkemeleri tarafından idama mahkûm edilmiştir. Bu karanlık ve karışık dönemde on binlerce insan haksız ve hukuksuz bir şekilde yok edilmiştir. Aralarında çok sayıda Türk ve Müslüman da vardır. Özellikle aydın, din adamı, eğitimci, tüccar, sanayici ve zengin toprak sahipleri, eğitim ve din kurumları komünist iktidarın hedefinde olmuştur.

“Vatan Cephesi” adı altındaki bu yeni komünist yönetim ağır vergiler almaya başlamış ve büyük çoğunluğu köylü olan Türklerin ürünlerinin önemli bir bölümünü devlete vermeleri için baskı yapmaya başlamıştı. Türk gençleri “Trudovak” denilen işçi asker taburlarına alınıp ağır işlerde çalıştırılıyor, okul çağındaki Türk çocukları da “Brigadir” adı verilen kısa süreli işçi taburlarında çalıştırılıyordu. 1947’den itibaren Türk azınlığının ileri gelenlerine karşı tutuklamalar da başlamıştı. 1949’dan itibaren ise Türklerin tarlaları ellerinden alınıp kooperatifleştirilmeye başlanmıştır. Türk azınlık okullarına yönelik 1946’da başlayan devletleştirme politikası kapsamında özel okul statüsündeki Türk okulları 1948 yılında tamamen devletleştirilmiş, 1959’da Türk azınlık ilk ve ortaokulları Bulgar okullarıyla birleştirilmiştir.

Özellikle Türk okullarının kapatılması ve Türk ve İslam kültürüne karşı yeni komünist rejimin uygulamaya başladığı politikalar başta Embiya Çavuş olmak üzere milli hassasiyetleri yüksek bazı Nüvvab’lı öğrencileri bu duruma karşı harekete geçmeye zorlamıştı. Bunun üzerine beş arkadaşıyla birlikte “Bulgaristan Türklerinin Varlığını ve Benliğini Koruma Örgütü’ adındaki gizli teşkilatı kurdu. Bu örgüt Bulgaristan’da komünizme karşı Türklerin kurduğu bir programı ve tüzüğü olan ilk yapılanmaydı. Teşkilatın yönetim şeması şu şekilde idi:

Başkan; Embiya Halit (Çavuş), Sekreter; Fikret Süleyman (Üzgün), Gençlik Kolu Sorumluları: Osman Hüseyin, Hasan Ahmet, Rahim Kazım (Başak)’dı. Ayrıca örgütün Razgrad ve Tırnova’da iki şubesi bulunmaktaydı. Hasan Ahmet ve Rahim Kazım daha sonra örgütten çıkarılmışlardır. Fikret Süleyman örgütün tüzüğünü kendince muhafazalı bir yerde saklamaya çalışmışsa da yeterince iyi bir şekilde gizleyemediği tüzük, Bulgar istihbaratının eline geçmiş ve hepsini çok zor durumda bırakmıştır.

Embiya Çavuş gençlik çağının heyecanıyla kurdukları bu teşkilatın tüzüğünden hatırladığı bazı önemli maddeleri seneler sonra 1989 zorunlu göçünde Türkiye’ye gelen Ahmet Şerif Şerefli’ye hazırladığı yeni kitabı için göndermişti. Şerefli’nin, Bulgaristan’daki Türkler (1879-1989) başlıklı kitabında neşrettiği tüzüğün temel maddeleri aşağıdadır:

1. Bulgaristan Türklerini komünistleştirmeye çalışanlara ve kahpe uşaklara karşı mücadele,

2. Aynı inanç ve kültürden gelen Türk, Tatar, Pomak, Kızılbaş, Gagauz ve Çingenelerin bölünmesini önlemek,

3. Türk halkının mal ve mülkleri ile okul, cami ve vakıf mallarının devlet tarafından alınmasını önlemek.

4. Bulgaristan dışında Balkan ülkelerinde yaşayan Türklerle dayanışmaya gitmek,

5. Merkez örgüte bağlı şubeler kurmak,

6. Fakir ve yoksullara, tutuklulara yardım etmek,

7. Türkiye ve temsilcilikleri ile temasa geçmek.

Bu teşkilat iki yıl kadar faaliyet gösterebilmiş daha sonra başta Embiya Çavuş olmak üzere tüm ekip tutuklanmıştır. Osman Kılıç Kader Kurbanı başlıklı kitabında bu örgüte bağlı gençlerin çalışmalarını şu şekilde anlatmaktadır: “Bahar ve güz mevsimlerinde, öğrenciler, öğretmenlerin nezareti altında, tenzilâtlı gezilere giderler. Bu geziler okulca tertiplenir. İlmi maksatlarla tertiplenen bu gezilerde, tarihi ve turistik yerler gezilir. Meselâ 1946/47 ders yılında böyle bir geziye çıkmıştık. Meğerse bu gezi esnasında, geziye iştirak eden bu grup öğrencilerinin her biri görevliymiş. Döndüklerinde topladıkları bilgileri değerlendirmişler. Embiya bu toplanan bilgiler üzerinde çalışıyor ve nihai şekli veriyor. Eli biraz resim sanatına yatkındır ve böyle işleri… beceriyor”.

Osman Kılıç’a göre onların bu faaliyetleri profesyonellikten uzaktı. Bu konuda özel bir eğitimleri de yoktu. Buna rağmen kendilerince dikkatleri stratejik noktalar üzerinde toplamışlardı. Gittikleri ve gördükleri şehirlerde fabrikaların, kışlaların ve köprülerin bulundukları yerleri tespit edip mümkün olduğu kadar krokilerini çıkarıyorlardı. Demiryolları, hava meydanları, önemli limanlar ve köprüler hakkında bilgi toplayıp planlarını çizmeye çalışıyorlardı. Kendi akıllarınca stratejik önemi olan yerlerin gelişi güzel şemasını yapıyorlardı. Bu konularda Embiya daha fazla faaliyet göstermekteydi. Bu durumun sebebi onun resim dersleri almış olması ve teknik lisede aldığı eğitimlerdi.

1946 yılında askeri bölgelerde istihbarat topladığı şüphesi ile 45 günlüğüne çalışma kampına gönderilen Embiya Çavuş, 1947 yılında Gümülcine dönüşünde Bulgaristan sınırına girdikten sonra askerî bölgede bir ağaca tırmanıp elindeki küçük fotoğraf makinesi ile dikkatini çeken büyük top, tank ve katyuşa roket depolarının fotoğraflarını çekmiş hava karardığında ağaçtan inip bölgeden uzaklaşmaya çalışırken peşinde havlayan köpek ve silah sesleri işitmişti. Bu durum üzerine çalılık bir alana saklanmış fakat sol bacağında bir mermi yarası fark etmişti. Bölgeden fazla uzaklaşamadan ertesi gün baygın halde bulunarak göz altına alınmış ilk sorguların ardından da Varna’ya gönderilmişti. Varna’da işkencelerle geçen bir yılın ardından, 1948 yılında teşkilat kurmaktan, casusluktan ve Tito ile Georgi Dimitrov’a suikast girişiminde bulunmaktan ölüm cezasına çarptırıldı. Embiya’nın yaşının küçük olması henüz 21 yaşını doldurmaması sebebiyle temyizde cezası 20 yıl hapse dönüştürülmüştü. 1949–1957 yılları arasında “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” ile Belene’de kaldı. Embiya Çavuş dönemin komünist rejimi tarafından Türklere yönelik uygulanan politikaları ve baskıları protesto ettiği için 16 yıl hapis ve sürgün hayatı yaşamak zorunda kalmıştır.

Varna emniyetinde ve hapishanesinde kaldığı dönemlerde kendisine işkence yapanlar arasında özellikle Ermeni kökenli görevlilerin olduğunu hatıralarında belirten Embiya Çavuş bu durumun sebebinin de Türkçe bilen Ermenilerin, Türklere karşı besledikleri tarihsel husumetleri sebebiyle hassas görevlere getirilerek Bulgarlar tarafından Türklere karşı kullanıldıklarını ifade etmektedir.

Çavuş Belene’ye gönderildiğinde eski rejimin pek çok yöneticisi veya üst düzey memuru da bu insafsız toplama kampında bulunuyordu. Onun hatıralarında zikrettiğine göre Belene adasında 11 yılda (1948-1958) 10 bin hükümlü katledilmişti. Komünist aleyhtarı olarak görülen eski Krallık rejimi yöneticileri; birçok bakanlar, milletvekilleri, subaylar Belene’de işkenceler altında acı çeke çeke ölmüşler, daha doğrusu öldürülmüşlerdi. Çavuş’un aktardığı bilgilere göre mahkûmlar üzerinde tıbbi deneyler de yapılıyordu. Sovyet Rusya’dan gelen, milis subayı kıyafeti giyen uzmanlar, rejim aleyhtarı mahkûmlara iğne yapıyorlardı. İğne yapılan kişiler tahliyesi yapıldıktan birkaç hafta sonra genellikle ölüyordu. Çavuş’a göre bu aşağılık yöntemin uygulanma sebebi dışarıya çıktıklarında siyaset yapmalarının engellenmesi idi.

Embiya Çavuş kendi ifadeleri ile bu acımasız adada yaşadıklarını şöyle tasvir ediyordu: “Belene’de Sibirya kışları esiyordu bazen. Kaldığımız barakalarda soba yakılmıyordu. Soğuk, açlık, hastalıklar uyutmuyordu mahkumları. Kimilerimiz donarak ölüyorduk. Kedi büyüklüğünde fareler üstümüzde cirit atıyorlardı. Ölenlerin hastaların kulaklarını, burunlarını ayak parmaklarını kemiriyorlardı. Fareler açtı, bizler de açtık…”

“…Ben 1949-57 yıllarının Belene cehennemini anlattım. Yedi yıl. 700 yıl gibi gelmişti bana. Bu vahşete nasıl katlandığıma ben de şaşıyorum. İnancım, İmanımdı beni ayakta tutan. Buradan Plevne cezaevine nakledilmiştim. 1963’te tahliyem yapılmıştı. 16 yıl Türklük, adalet, eşitlik hak uğruna ölümle boğazlaştım hep…”

Aynı kaderi paylaştığı Nüvvab’dan hocası Osman Kılıç hapishanede Embiya Çavuş’un kendi saçının kıllarını yolarak ve sağdan soldan buldukları malzemelerle nasıl fırça yaptığını baca deliğinden aldıkları kurumla boya yaptıklarını ve bu şekilde hapishanede de resimler çizerek duvarı baştan sona resimlerle doldurduğunu anlatır. Onun resim sanatına olan ilgisi ve yeteneği o zor şartlarda da devam etmişti.

Batı dünyasının baskıları sonucu Komünizmin birçok ağır hapishanesi kapatılırken, kendisi önce Plevne’ye sonra Sofya’ya nakledilmiştir. 1963 yılında şartlı salıvermeden yararlanarak serbest bırakılmıştır.

1965 yılında Yenipazar’daki porselen fabrikasında porselen uzmanı olarak işe başlayan Çavuş, porselenden tablolar, vazolar yapmaya başlamıştır. Çalışmalarını büyük bir titizlikle yapan ve sanatında zirveye doğru yükselen Çavuş’un eserleri Almanya, İngiltere, Finlandiya ve SSCB’de sergilenmiştir. 1974 yılında Polonya’ya, 1976 ve 1977 yıllarında SSCB’ye davet edilerek porselen konusunda istişarelerde bulunmuştur.

Bu arada Türkiye ve Bulgaristan ilişkilerinde yeni gelişmeler olmuş 22 Mart 1968 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ile Bulgaristan Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı İvan Başev resmî adı “Yakın akrabaları 1952 yılına kadar Türkiye’ye göç etmiş olan Türk asıllı Bulgar vatandaşlarının Bulgaristan Halk Cumhuriyeti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne göç etmeleri hakkında Anlaşma” olan göç anlaşmasını imzalanmıştır. Anlaşmayı Türkiye Büyük Millet Meclisi 17 Mart 1969’da onaylamış, 5 ay sonra 19 Ağustos 1969’da anlaşma Sofya’da teati edilerek yürürlüğe girmiştir. İlk göçmen kafilesi Edirne’nin Karaağaç İstasyonu’na 8 Ekim 1969 Çarşamba günü ulaşmış ve 1978 yılı sonuna kadar yaklaşık 130.000 kişi göç etmiştir. İşte bu anlaşma sayesinde Embiya Çavuş 1978 yılında daima arzu ettiği anavatanı Türkiye’ye kavuşmuştur. Çavuş, Dışişleri Bakanlığı’ndaki kısa bir çalışma evresinden sonra İzmir’e yerleşmiştir.

1985 yılında İzmir Balkan Göçmenleri Kültür Dayanışma Derneği’nin (BAL-GÖÇ) kurucu üyesi olarak dernek faaliyetlerine resmettiği eserleri ile başlamıştır. 16.04.1986 tarihinde TBMM’de kabul edilen 3275 numaralı kanun ile Halit Adem oğlu Embiya Çavuş’a Vatanî Hizmet Tertibinden aylık bağlanmıştır. 1999 yılına dek BAL-GÖÇ’te başkan yardımcılığı görevinde bulunmuştur. 1999 yılında Celal Öcal ile birlikte Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği’ni kurmuş ve bu derneğin fahri başkanlığı görevinde bulunmuştur.

Ayrıca, ABD Balkan Ülkeleri İnsan Hakları Konseyi üyeliği, Amerikan İnsan Hakları Derneği üyesi, New York Bulgaristan Türkleri Derneği üyeliği, Amerikan-Türk İslam Kültür Derneği üyeliği görevlerinde bulunmuştur.

Embiya Çavuş maalesef Türkiye’de hayal kırıklığına uğradığı bir olay da yaşamıştır. 10 Nisan 2006’da Çukurova Üniversitesi’nde Bulgaristan Türklerinin yaşadığı gerçekleri yorumlayan “İnsanlığa Çağrı” adlı resim sergisini açmıştır. Sergi bir gün 15- 20 kişilik bir grup tarafından taş ve sopalarla basılmıştır. Saldırgan grup ve sergiyi gezen öğrenciler arasında çıkan kavgada altı öğrenci yaralanmış ve bazı resimler de parçalanmıştır. Saldırgan grup ressamın yanına gelerek “Biz PKK’lıyız, komünistiz. Bu sergi bize hakarettir. Sergiyi kapat, yoksa seni de yakarız, resimlerini de!” şeklindeki söylemleri ile tehditte bulunmuştur. Halbuki Embiya Çavuş dünyanın her yerinde açtığı sergilerde hiçbir tehditle karşılaşmamıştır. Anlaşılan bölücü örgüt mensupları ve sempatizanları eski komünist rejimin gerçek yüzünü sanatıyla gösteren Embiya Çavuş’un sergisine tahammül edememiştir.

Yirmi bir yıl içinde aralarında ABD (New York, Washington Elçilikleri ve BM Teşkilatı) ve Kanada elçiliğinde olan, yüzün üzerinde resim sergisi açılışında bulunmuştur. İnsan Haklarına Saygı, İnsanlığa Çağrı, Akkaya Yayınları, İzmir 1997, Tunaser Yayınları tarafından Türkçe ve İngilizce olarak piyasaya sürülen Yaşadıklarımız Bir Daha Yaşanmasın (Let What We Live Not to Be Repeated), İstanbul 2006, ve kendi hatıralarını kaleme aldığı Bulgaristan’da Türk Olmak, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul 2009 adlarında yayınlanmış üç eseri bulunmaktadır.

Ömrünün son 5 yılında Alzheimer tedavisi gören Embiya Çavuş, 2 Haziran 2022 tarihinde İzmir’de vefat etmiştir. Cenazesi İzmir’in Menderes ilçesinde toprağa verilmiştir.

Embiya Çavuş’un adı, ölümünün birinci yılında Bornova’da Atatürk Mahallesi’nde bir parka verilmiştir. İzmir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ) kurucu üyelerinden olan ve Türk Dünyası Kültür ve İnsan Hakları Derneğinin Onursal Başkanı Embiya Çavuş için düzenlenen törene Bornova Belediye Başkanı Dr. Mustafa İduğ, Bulgaristan’dan gelen Koşukavak Belediye Başkan Vekili Abidin Hacımehmet, Balkan Türkleri Konfederasyon Başkanı Sabri Mutlu, Türk Dünyası Kültür ve İnsan Hakları Derneği Başkanı Celal Öcal, Azerbaycan Büyükelçiliği İzmir Eğitim Temsilcisi Cavit Aliyev, BAL-GÖÇ Bornova Şube Başkanı Nihat Yağbasan, Bornova Selanikliler Derneği Başkanı Arif Sakarya, İzmir Balkan Dernekleri Federasyonu Başkanı İbrahim Yıldız, Embiya Çavuş’un kız kardeşi Hediye Çavuş ve yakınları ile Bornova sakinleri katılmıştır.


Kaynakça:

Crampton, R.J., A Concise History of Bulgaria, Cambridge Universıty Press, Second Edition, Cambridge, 2005.

Çavuş, Embiya, Bulgaristan’da Türk Olmak, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul 2009.

Çavuş, Embiya, İnsan Haklarına Saygı, İnsanlığa Çağrı, Akkaya Yayınları 1997.

Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi, Nr. 030-0-010-000-000-243-645-4 Ek: “Bulgarya’daki 1.300.000 Türk” kitapçığı.

Ertürk, Haşim, Eminoğlu, Rasim, Bulgaristan’da Türk-İslam Eğitim ve Kültür Müesseseleri ve Medresetü’n Nüvvab, İSAR Vakfı Yayınları, İstanbul 1993.

Gündüz, Tufan, Belene: Ölüm için Yer Sert Uçmak İçin Gök Uzak, YTB Yayınları, Ankara 2020.

https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/1214/Osman-K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7-  (Erişim tarihi, 22.02.2025).

https://www.bornova.bel.tr/embiya-cavusun-adi-bornovada-yasayacak/ (Erişim tarihi, 17.02.2025)

https://www.haberturk.com/izmir-haberleri/31320776-bulgaristan-turklerinin-simge-ismi-embiya-cavusun-adi-izmirdeki-parkta-yasayacak (Erişim tarihi, 24.12.2024)

https://www.rumelidergisi.com/embiya-cavus/ (Erişim tarihi, 08.12.2024)

https://www.yeniasir.com.tr/izmir/2022/06/04/embiya-cavus-son-yolculuguna-ugurlandi (Erişim tarihi, 16.11.2024)

Kâmil, İbrahim, “Bulgaristan’dan Türkiye’ye Gerçekleşen 1950-1951 Göçünün Nedenleri”, Balkan Araştırma Enstitüsü Dergisi, C 5, S 2, Edirne, Aralık 2016.

Kâmil, İbrahim, Bulgaristan Türkleri ve Göçler Bulgaristan Komünist Partisi Gizli Belgeleri (1944-1953), C 1, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2018.

Kılıç, Osman, Kader Kurbanı, BİSAV Yayınları, Ankara 2002.

Memişoğlu, Hüseyin, Geçmişten Günümüze Bulgaristan’da Türk Eğitim Tarihi, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 2002.

Şerefli, Ahmet Şerif, Bulgaristan’da Türkler (1879-1989), Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 2022.

Şimşir, Bilal, Bulgaristan Türkleri, Bilgi Yayınevi, İstanbul 1986.

T.B.M.M. Tutanak Dergisi, Dönem: 17, Yasama Yılı: 3, Cilt: 27, İçtima: 93, (16 Nisan 1986).

Yıldırım, Fatma Rodoplu, “Osman Kılıç” Maddesi, Türk Dünyası Ansiklopedisi, https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/1214/Osman-K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7-  (Erişim tarihi, 22.02.2025).

Zafer, Zeynep, “Bulgaristan Türklerinin Duayeni Osman Kılıç ve En Önemli Eseri”, International Journal of Human Studies, C 6, S 12, Yıl 2023.


 
 
     

DUYURU

Dijital Kütüphane

VİDEO

https://kulturk.bg/wp-content/uploads/BNR-Sumen-Yuksek-Tepelere.mp4

TÜRKÇE MEDYA

YAYIN SAATLERİ:
HAFTA İÇİ HER GÜN
12.30 – 12.40
BNT 1

YAYIN SAATLERİ:
08.00 – 09.00
13.00 – 14.00
20.00 – 21.00

Seyahat rehberi

Hakkımızda:

“Kulturk.BG – Türk Kültürü Portalı” bir Barış Halk Kültürevi projesidir. Sitemizin amacı Bulgaristan’da Türk kültürü ile ilgili haberleri, sözlü ve görüntülü içerikleri, bilimsel yazıları sunmak ve belleğe almaktır.

İletişim:

9120 Dolni Chiflik /Bulgaria
ul. “23-ti Septemvri”, Nr.1
+359893889028
kulturk@abv.bg

Paydaşlarımız:

  • Kırcaali Haber
  • Bizim Gazete
  • Ajans Bulgaristan
  • BTG
  • Turkish Culture Portal
  • Türkiye Kültür Portalı
  • Gizlilik Politikası

©2023- 2026 KÜLTÜRK

Scroll to top
  • Anasayfa
  • Etkinlikler
    • Şölenler, Festivaller
    • Kutlamalar, Konserler
    • Anma Törenleri
    • Toplantılar, Seminerler
  • Kültürel miras
    • Gelenek, Görenek, Anane
    • Halk sporları ve oyunlar
    • Geleneksel mutfak
    • Tarihî Miras
  • Halk kültürü
    • Halk edebiyatı
    • Halk müziği
    • Halk dansları
    • Geleneksel Giyim-Kuşam
  • Sanat
    • Ses sanatı ve musıkî
    • Resim, Heykel, Fotoğraf
    • Tiyatro, Sinema
    • El Sanatları
  • Edebiyat
    • Şiir dünyası
    • Öykü, Roman, Hatırat
    • Hiciv, Mizah
    • Çocuk edebiyatı
  • Kaynakça
    • Söyleşiler, Düşünceler
    • Araştırmalar
    • Kitap Dünyası
    • Dijital Kütüphane
  • Kimlik
    • Türkçe ve eğitim
    • Türkçe Basın-Yayın
    • Kültür-Sanat Kuruluşları
    • İz bırakanlar
  • Български
Search