Dobruca’nın Kültür Merkezi

Dobruca’nın tarihi, Bulgaristan müslümanlannın tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bir fark varsa, o da Dobruca’nın çok farklı aşiret, millet ve medeniyetlerin geçişine sahne olmuş bir bölge olmasıdır. Roma, Bizans ve Osmanlı. Her biri yerli halkın yaşantısında ve kültüründe izler bırakmıştır.

En büyük değişimler Osmanlı hakimiyeti sırasında olmuştur. Osmanlı devleti 16-cı yüzyıla kadar Balkan devletlerini fethederek, Balkanları kendi devlet sınırları dahiline almıştır.

Fethedilen Balkan topraklarında ardı ardına kültür merkezi dediğimiz şehirler oluşmuştur.

Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Filiz Kılıç’ın Bulgaristan Doğumlu Divan Şairleri konulu incelemelerinde Hacıoğlu Pazarcık (Bulgaristan sınırları içinde kalan bugünkü Dobriç), Osmanlı’nın kültür merkezlerinden biri olarak gösterilmektedir: Bir şehre Kültür merkezi denebibilmesi için, pek çok etkenin mevcut olması gerekir.

Bu etkenlerden biri, şehrin yetiştirdiği şair sayısıdır. Bu incelemelerde Hacıoğlu Pazarcık doğumlu iki divan şairimizin isimleri verilmektedir: VAHDİ ve ZİVER.

Hacıoğlu Pazarcık elbette ki, yalnız yetiştirdiği iki divan şairiyle değil, medreselerinin ve çocuk okullarının sayısıyla da 16-cı yüzyıl sonundan başlayarak, 20-ci yüzyılın başlarına kadar bir kültür merkezi denilebilecek niteliklere sahip olduğunu düşündürmektedir .

Dünya tarihinin en ünlü şa hışlarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nun 23. hükümdarı Sultan III. Ahmet, 30 Aralık 1673’te Hacıoğlu Pazarcık’ta dünyaya gelmiştir.

102. İslâm Halifesi de olan Sultan III. Ahmet getirdiği Lâle Devri’nde kültürün önem ve değeri ni kavramış, gelişmesine önayak ol muştur.

Türk Kültür Derneği’nin ve ona bağlı bulunan Türk Kültürevinin, Türk kültürü ve özellikle Türk dilinin, örf, adet ve geleneklerimizin ayakta kalmasına ve Hacıoğlu Pazarcık‘ın 20-ci yüzyılda da bir Türk kül tür merkezi durumunu korumasına sağladığı katkıları unutmamak gere kir.

Geçmişe baktığımızda, Dobriç Türk Kültürevi‘nin çok eski bir tarihi olduğu görülmektedir. Bu tarih 114 yıl öncelere uzanmaktadır.

Dobriç’in milletsever, münevver ve tahsilli Türk gençleri tarafından, 1905 yılnda ilk Türk Kültürevi TERAKKÎ ismiyle kurulup tescil ediliyor.

Kültürevine bağalı olarak folklor ve tiyatro grupları oluşturuluyor.

Kültür evinin faaliyetleri beş üyeden oluşan Yönetim kurulu tarafından idare ediliyor.

İlk Yönetim kuruluna seçilenleri rahmetle anmadan geçmek, onlara büyük bir saygısızlık olur.

İşte bu ilki oluşturanlar:

1. Hüseyin Avni Bey – Başkan

2. Abdullah Hayrettın – Başkan Yardımcısı

3. Abdurahman Zühtü Bey – üye

4. Turhan Bey – üye

5. Hüsnü Bey -üye

Balkan Savaşı sonunda Güney Dobruca’nın, Romanya hudutlarına dahil edilmesinden sonra, Romen hükümeti bu topraklarda yaşayan toplumlara karşı asimilasyon siyaseti uyguluyor.

Türk Kültürevi de bu si yasetten olumsuz olarak etkileniyor. Kendini müdafa etmek, Türk dilini, geleneklerimizi, örf ve adetlerimizi yaşatmak ve ayakta tutmak amacıyla 1920 yılında Gençlik Kulübü ismiyle kayıt olarak faaliyetlerine devam edi yor .

Gençlik Kulübü’nün üye sayısı 350’yİ buluyor.

Kulübe bağılı olan Tiyatro ve Folklor grupları, 40 sanat çıdan oluşan mandolin takımı, spor takımları faaliyetlerini daha da yo ğun olarak sürdürüyorlar.

Yeni yönetim kurulu seçiliyor:

1. Şefkati Hayrettin -Başkan.

(Robert kolejinden mezun. Kültür Evi’ne 20 yıldan fazla başarıyla başkan lık diyor ve aynı zamanda Türk Rüştüyesi’nde öğretmen olarak hiz met ediyor)

2. Salih Zandılı – Başkan Yardım cısı (İmam ve öğretmen)

3. İsmail Hasan – Veznedar

4. Ziya Mehmet – üye

5. Efrahim Cavit – üye

1940 yılında Güney Dobruca’nın yeniden Bulgaristan’a bağalanmasından sonra, 1941 yılındaTürk Kültürevi faşist idarenin ajanları ve polisi tarafından saldırılara uğruyor.

Türk Kültürevi’nin bütün edevatına ve kitaplarına el konularak yokedili yor.

Bütün aldığı darbelere rağmen, 9 Eylül 1944’te, rejimin yıkılmasından sonra, münevver ve milletsever Türk gençleri tarafından Türk Kültürevi, Yeni Gün ismiyle kayıt edilerek yeniden faaliyetlerine devam ediyor.

Dobriç’in Cemaat-ı İslâmiyesi tarafından vakıf malı binalarından, şehrin merkezinden, hiç bir kira ücreti almadan, birkaç oda veriliyor ve bütün gerekli yeni edevat ve kitaplar satın alınarak hediye ediliyor.

Yeniden tiyatro ve folklor grupları yaratılarak çalışmalarına başlıyor.

Bu dönemlerde bir çok dergi ve gazeteler yayınlanmıştır:

‘EMEL’ dergisi (01.01.1930),

‘YIDIRIM’ gazetesi (01,03, 1932),

‘HALK’ (“HALK-POPURUL (20.02.1936),

‘RENKLER’ dergisi

ve ‘KARADENİZ’ ve “HAK SES” gazeteleri.

Yedi üyeli yönetim kurulu seçiliyor:

1. Cemallettin Hasan – Başkan

2. Rahmi İsmail – Sekreter

3. Ali Hüseyin -–Veznedar

4. Fahri Selim – Kültür ve sanat sorumlusu ve folklor gruplarının yöneticisi

5. Mehmet Araplı – üye

6. Osman Gogo – üye

7. Hamdi Mustafa – üye

1951 yılında Türk Kültürevi büyük Türk şairi Nazim Hikmet ismiyle ünlendiriliyor.

Kültürevi yoğun faaliyetlerini çocuklarla ve gençlerle çalışmaya yönlendiriyor. Kütüphane yoğun faaliyet gösteiyor.

Türk okuyucularına dağıtılan kitap sayısında büyük artış sağlanıyor.

Tefik Fikret, Nazım Hikmet, Sabahitin Ali, Reşat Nuri Güntekin, Oran Kemal, v.s. gibi büyük Türk yazar ve şairlerinin eserleri üzerine paneller ve incelemeler düzenleniyor. Onların eserleri üzerine yerli radyolarda Türkçe anma yayınları yapılıyor. Bu yayınlarda eserlerden parçalar okunuyor. Sabahatin Ali hakkında yapılan böyle bir yayında, 1954 yılında onun Ayran hikayesini dinleycilere sunuluyor. Böyle bir yayın yapılacağı saat anons edildiği zaman, bütün Türk camiası o saatte radiyoların başına geçip büyük bir dikkatle yayını dinliyor. Sonra da yayınla ilgili duygularını aralarında gururla paylaşıyorlar.

Tiyatro ve Folklor grupları da yoğun çalışmalarına devam ediyor.

1967 yılına kadar yalnız Tiyatro grubu 20’den fazla piyesle sahneye çıkıyor.

İşte bunlardan bazıları: Atilla Hikmetin Oğlu, Akın, Canavar, Vatan Borcu, Ayna, Aşkın Yuvası, Yılbaşı Gecesi, Alan Ailesi, İki Sağır” v.s. Tiyatro ve folklor grupları Dobriç ve ilimizde birçok köy ve kasabalarda gösteriler ve konserler sergiliyor.

Komşu Varna, Şumnu, Silistre illerİnde düzenlenen gösteri ve şenliklerine de Folklor grubu iştirak ediyor. Bu grupların sahne çıkışları her yerde bütün camia tarfından büyük bir ilgiyle izleniyor, salonlar seyirciyle dolup taşıyor.

İşte bu da Türk Kültürevi’nin, Türk toplumunun kültür seviyesinin gelişmesine yaptığı büyük katkıyı ispat ediyor. Tiyatro ve folklor gruplarının bu gösterilerinden birçok anlar, Dobriç Devlet Arşivi’nde 75 resimlik bir albümde muhafaza ediliyor.

Yoğun ve başarılı çalışmaları sayesinde Dobriç Türk Kültür Evi yörede yaşayan Türk toplumunun kültür merkezi olarak anadilimizin, geleneklerimizin, ve örf ve adetlerimizin yaşatılmasında, bunların gelecek nesillere ulaştırılmasına büyük katkı sağlıyor.

Folklor gurubu ilçe ve yurt çapında bütün müsabakalara katılarak yüksek başarılar sergileyip ödüller kazanıyor, İkinci Cumhuriyet Gençlik Festivali’nde üçüncülük ödülü alıyor.

Başarılı çalışmalarından dolayı Folklor gurubunun yönetmeni Fahri Selimov, özel bir Diploma ile ödüllendiriliyor. Fahri Selimov 30 yıl folklor ve bağlama guruplarını büyük bir ustalıkla ve başarıyla yönetiyor.

Bu süre içerisinde birçok genç Türk santçı yetiştiriyor.

Onlarca Türk genci, ondan yöre türkülerini okumaya başlıyor ve yöreye ait halk oyunları öğreniyor.

Hiç şüphesiz Fahri Selimov Dobriç Türk Kültür Evi’nin usta sanatçısı ve başarılı bir yönetmeni olarak gönüllerde yer almaya devam edecektir.

Dobriç Türk Kültürevi’nin başarılı çalışmalarında emek verenlerin ve yönetiminde yer alan başkalarının da isimlerini anmadan geçmemeli: Şefket İzzet, Fehmiye Aslan, Leman Seid, Şahide Hasan, Türker Recep, İbrahim Adem, Remzi Riza, Mithat Çakır v.s. Saymakla bitmez.

12 Haziranı 975 tarihinde Komunist Parti’sinin kararıyla Dobriç Türk Kültürevi kapatılarak 70 yıllık faaliyetlere son verildi.

‘Nâzım Hikmet’ Türk Kültürevi’nin bütün edevatı ve kitapları, bir tutanakla ‘Yordan Yovkov’ Kültür Evi’ne aktarıldı.

Maalesef yalnız edevatı ve kitapları değil, folklor gurubu da saf dışı edildi. Böylelikle, Dobriç ilinde Türk kültürünün son meşalesini söndürülerek, 1984 yılında başlatılan ‘Soya Dönüş’ denilen zorla Bulgarlaştırma sürecine doğru bir hazırlık adımı daha atıldı.

Ve bununla bizim bu topraklarda yaşayan Türk toplumu olarak varlığımıza, hürriyetimize ve kültürümüze büyük bir darbe daha vuruldu.

2000 yılında Dobruca Türk Kültür Demeği kurularak kaydı yapıldı. Bu derneğe bağlı bir folklor ekibi oluşturuldu.

Ve bu ekip kısa zamanda önemli başarılar elde etti. 2001 yılında Rusçuk’ta düzenlenen Folklor festivalinde üçüncülük ödülünü kazandı.

Yeniden Dobriç Türk Kültürevi’ni ayağa kaldırma, aynı geçmişte atalarının yaptıkları gibi, onu yeniden bir kültür merkezine çevirmek düşüncesiyle 2012 yılında Mevlânâ Halk Kültürevi kuruluyor.

8 yıldan beri Türk kültürü sahasında büyük başarılara imza atan Mevlânâ Halk Kültürevi, Hacıoğlu Pazarcık ve Dobruca yöresi Türklerinin yeniden anılan Türk kültür ve eğitim merkezi olmuştur.