Ana dilimizi unutmamalı, unutturmamalıyız!

Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneği Başkanı Emine Halil ile İbram Ahmed söyleşti.

Hocam, kendinizi tanıtabilir misiniz, Emine Halil kimdir?

Zengin bir özgeçmişe sahip değilim. Tırgovişte (Eski Cuma) Draganovets (Bolluksu) köyünde doğdum. 1975 yılında Şumnu Yüksek Enstitüsü Kimya Bölümü’nden mezun oldum. 1995 yılına kadar kimya, fizik ve biyoloji dersleri verdim. 1994 yılında Şumnu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde lisans üstü okudum ve 1995 yılından 2013 yılına kadar aynı bölümde Uygulamalı Türkçe dersleri verdim. 2018 yılına kadar yüksek lisans okuyan üniversite öğrencilerine de ders verdim. 2013 yılın eylül ayında emekli oldum.

2012 yılında arkadaşlarla ve BİZ derneğin desteği ile Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneği’ni kurduk. O günden bugüne kadar derneğin başkanlığını yapmaktayım.

Ülkemizde ve kısmen kuzeydoğu Bulgaristan’da Türkçe eğitimi ne durumda? Kaç okulda okunmakta, kaç öğrenci tarafından okunuluyor, karşılaşan sorunlar nedir?

Bulgaristan’da Bulgarca’dan sonra en yaygın konuşulan dil Türkçedir. Konuştuğumuz Türkçe, Türkiye Türkçesine çok yakındır. Evde konuştuğumuz Türkçe, Türkçeyi öğrenmek için yeterli değildir. Okulda öğrenilenler çocuğun bilgisini artırır, çevresini, pratiğini geliştirir. Sözüm ana dilleri Türkçe olan çocuklara. Bu yüzden çocukların ana dillerini okulda okumalarını, öğrenmelerini  tavsiye ederiz. Anayasamıza göre ‘Ana dili Bulgarca olmayan çocuklar ana dilini okullarda okuyabilir’. Buraya kadar problem yok! Problem uygulamada. Ve uygulama esnasında farklı okullarda problem farklı. Türkçe dersleri seçmeli ve böyle olunca çocuklar ana dili dersleri yerine İngilizce, Bulgarca, Matematik, Bilgisayar eğitimi gibi başka dersleri seçiyor. Bazı okullarda ana dili seçmeli ders olarak hiç gösterilmiyor. En önemli problem Türkçenin belli başlı şartlara bağlanmış olmasıdır.

Örnekler verecek olursak:

•   Her ders yılın sonunda veliler gelecek ders yılı için çocuklarının Türkçe okuyacaklarına dair bir dilekçe doldurmaları.

•   Okulun verdiği bu imkânı bilen velilerin kayıtsız kalmaları da çok önemli. Bu imkânın var olduğunu veliler acaba biliyorlar mı? Onlara bunu kim söyleyecek? Bununla ilgili pek ses getirilmiyor.

•   Okul müdürlerin, belediye başkanların (okullar belediye okullarıdır) ana dilinin okutulmasına bakışları ve azalan ilgileri.

•   Ana dilinin okutulması için, bir grupta en az 13 öğrenci olması lâzım. Okullarda, Türkçe dersleri diğer derslerle denk değildir.

•   Çocuk, ana dili dersinden zayıf not alsa bile sınıfı geçiyor.

•   Derslerin az olması, bundan dolayı da Türkçe öğretmenin kadroya alınmaması büyük bir eksikliktir.

•   Derslerin program dışı alınması.

•   Gözardı  edilemeyecek bir sebep de birçok çocuğun ailesiyle birlikte Avrupa’ya göçmeleri.  

•   Emekliye ayrılan veya vefat eden öğretmenin yerine yenisi tayin edilmiyor. Veliler de buna kayıtsız kalıyorlar.

•   Zamanında basılmayan (20 yıl arayla) ve Eğitim Bakanlığı tarafından finanse edilmeyen kitaplar.

Bu problemlerin verdiği sonuç, okullarda ana dili Türkçenin okunması giderek azalmakta olduğunu gösteriyor. İşin kötü yanı da sanki hiç kimsen umurunda değil.

Aşağıda Kuzey ve Doğu Bulgaristan’ın Türkçe okunan bölgeleri verilmiştir.

Burgaz bölgesi:    17 okul   20  öğretmen

Şumnu bölgesi:    13 okul   13  öğretmen (Başlangıçta 96 okul ve 111 öğretmen vardı)

Sliven bölgesi:        2 okul    3  öğretmen

Razgrad bölgesi:    5 okul     7 öğretmen

Silistre bölgesi:      1 okul     1 öğretmen

Rusçuk bölgesi:    1 okul     1 öğretmen

Dobriç bölgesi:      1 okul     1 öğretmen

 Toplam:              40 okul    46 öğretmen

Tırgovişte, Varna ve Yanbolu bölgelerinde, hiçbir yerde Türkçe okunmuyor!

Okuyan öğrencilerin sayısı 2000. Anlayamadığım durumlar var, okul müdürü Türk, öğrencilerin hepsi Türk, Türkçe ders verecek öğretmen de var, ama Türkçe okunmuyor. Sebep ya velilerin istememesi, kayıtsız kalmaları, ya belediye bütçeyi kesmiş veya öğrencilerin ulaşımı uymuyor. Bunlar büyük okullar: Podayva, İsperih ilçesi; Venets, Şumnu ili; Hitrino, Şumnu ili; Razgrat’a bağlı okullarda hiç okuyan yok, vb.

Türkçe dersleri 7. sınıfa kadardır. Seçmeli derslerin sayısında da değişikler yapıldı. Haftada 1 ve 2. sınıflarda genel olarak 3 saat zorunlu seçmeli ders alıyor, 4 saat fakultativ ders. 3 sınıftan 7. sınıfa kadar 2,5 ders saati seçmeli ders, 4 saat fakultativ ders.

Bu seçmeli dersler Türkçe öğretmenlerine birer saat verilince, yıllık ders taksimatları yetersiz kalıyor ve Türkçe öğretmeni tain edilemiyor. Öğretmenlerin başka ihtisasları da olmalı ki bu seçmeli saatler başka dersler için verilmesin.

Tek sözle durum vahim.

Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneğin faaliyetleri nedir, yeni proje ve Türkçe eğitimi alanında hedeflediklerinizden biraz bahseder misiniz?

Kendi diline, kültürüne sahip çıkmayıp, daima başkalarının yaptıklarına hayranlık duyan bir millet asla varlığını sürdüremez! Tarihini, dilini, sanatını, folklorunu tam olarak bilmek bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin görevidir. Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneği de bu amaçla günümüz insanına bu duyguları aşılamayı hedeflemektedir. Üyelerimize ve bizi destekleyenlere daha kolay ulaşabilmemiz için internet ortamında kendi sayfamızı oluşturduk ve bu sayfaya dernekle ilgili bilgi, haber, etkinlik ve fotoğraflar yükledik. Ayrıca sosyal medyalarda da sayfalarımız var ve öğretmenlerle ilgili her türlü haberleri bu sayfalara aktarıyor ve iletişim kurabiliyoruz.

Nisan ayın başlarında okullarda Türkçe okutulmasıyla ilgili internet sayfamıza bilgilendirme broşürleri yüklüyoruz. Bu broşürlerde öğrencilerin anne babalarına hitap ederek çocukların Türkçe okuyabilmeleri için müdürlere verilecek dilekçe tarihlerini hatırlatırız ve aynı zamanda da dilekçe örneklerini yüklüyoruz. Yine bu sayfalarımızın aracılıyla Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneğinin amaçlarını paylaşan herkesi üye olmaya davet ettik. (Türkçe öğretmeni, öğretmen olmayanlar da üye olabilir)

Bu sayfa  Bulgaristan’da yaşayan Türkçe öğretmenlerinin dayanışması amacıyla kurulmuştur. Türkçe öğretmenleri, Türkçe’nin sesi oldukları gibi Türk Dili’nin unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlama sorumluluğunu üzerinde özveriyle taşıdıklarını hepimiz biliriz. Dolayısıyla bu sayfada Türkçenin doğru kullanılması için de çaba vermekte olduğumuzu görebilirsiniz.

Öğretmenlerle buluşmalar, seminerler, eğitim kursları, geziler düzenledik, bayramlarımızı kutladık. Çocuklarla her yıl kompozisyon, Türkçe bilgi yarışmaları ayrıca özel tarihlerde resitaller, programlar sunduk. Yurtdışı geziler de düzenledik. Bunlar her yıl yapılan etkinlikler.

Türkçe okunmayan şehirlerde 160-200 öğrenciye öğretmenlerimiz gönüllü iki dönem ders verdiler. Maalesef ikinci dönem pandemi dönemine rastladı ve derslerin pek verimli olduğunu sanmıyorum. Öğrencilerde yeterince eletronik cıhazları da yoktu.

Pandemi döneminde müsait olan etkinliklerimizi çevrimiçi devam ediyoruz: kompozisyon yarışmaları, resim sergileri, şiir okumaları .

Bir gün pandemi ortadan kalkarsa tekrar etkinliklerimize karşılıklı, canlı devam edeceğiz. Özledik hepimiz.

Ülkede yaşayan Türk toplumunun kimliği söz konusu olunca, ana dili kimlik oluşumunda nasıl bir rol alıyor? Geleceğe dair gözlemleriniz nedir?

Bugün dünyada ana dilin önemi konusunda bilim adamları bilimsel makaleler yayınlamakta, ana dili için konferanslar düzenlemekte ve birçok araştırma yapmaktayken, günümüz genç neslinin kendi ana dillerinin öneminin farkında olmadığı, dili kullanırken dil kurallarını hiçe saydıkları, yabancı dillerden kelimeler alıp kendi ana dillerini yozlaştırdıklarını görmekteyiz. Yozlaşan dilin birey ve toplum üzerinde ağır bedelleri olur. Tarih sayfalarına baktığımızda dil erezyonuna uğrayan toplulukların bugün ayakta kalamadıkları, kalanların ise birlik ve dirlikten yoksun oldukları görülmüştür.

Birey ve toplum olarak anadilin korunması için genç nesli yönlendirmeli, mümkün olduğu kadar yabancı kelime kullanmayı bırakmalı ve dil kurallarına uymalıyız. Bunu, ancak okulda Ana dilimizi okursak, Ana dilimizi öğrenirsek, Ana dilimizde konuşursak elde edebiliriz. Aksi taktirde bir arada ama birbirini anlamayan, geleceğe umutla bakamayan insan yığınlarından öteye gidemeyiz.

Örgütlü olmamız dilimizi daha iyi koruyabileceğimize olanak vereceğine inanıyoruz. Gelecek kaygısı taşıyan gençler ve aileler, yabancı dil tercih etme konusunda haklı olabilirler kendilerince. Ancak hiçbir zaman dilimizi unutmamalı, unutturmamalıyız. Bu büyük bir sorumluluk.  Unutmayalım ki bir milleti ayakta tutan DİL, DİN ve KÜLTÜR’dür. Bunlardan birini unutur veya birinden vazgeçersek denge bozulur, millet kaybolur, yok olur ortadan.

Tüm ana dillerin nesilden nesile aktarılarak yaşatılması, gelişmesi ve böylece ortak insanlık mirasının korunması temennisiyle, tüm insanların 21 Şubat Ana Dili Günü kutlu olsun!