Ali Boncuk

Deliorman insanının tüm özelliklerini üzerinde taşıyan Ali Boncuk ile, bundan kırk beş yıl önce Sofya’da tanışmıştık. İlk ve orta tahsilini doğduğu Dyankovo köyünde alan Ali, daha sonra liseyi de Razgrad’ta tamamlar. Şiire, sanata gönlünü veren bir delikanlı hiç bununla yetinir mi? Bir süre sonra soluğu başkentte alır. Aile sahibi olmasına rağmen, bu sevdası adına bir sürü sıkıntılara, ayrılıklara katlanmak zorundadır. Bu, onun şiir dünyasına da yansıyacaktır. Boncuk, Sofya Üniversitesi’nin Türk Filolojisi bölümünde esaslı Türk kültürü ve medeniyeti ile tanışır, şiir sanatı ve tekniğini de geliştirir.

Deliorman insanının özellikleri dedik, bu her şeyden önce alçakgönüllülük, arkadaşa sadakat, sözünde durmadır. Ali sakin, aşırılıklara gitmeyen, kitap tutkulu bir adamdır…

Kendi köyüne dönünce Türkçe öğretmenliğine sarılır. Ve bunu da hevesle, bilinçle yapar. Ama anadili, çok sevdiği Türkçe için bahtı kara günler gelir. Bu dili konuşmak devletçe yasaklanır. Yıllar 1984-1989!

Ali Boncuk, Razgrad Otogarı’nda bir gün kara kara düşünürken, tanıdıklardan biri alçak bir sesle: “Ne böyle Ali, gemilerin mi battı?” diye karşısına dikilir. Ve ona otobüslerde konduktor gibi çalışabileceğini söyler. Ali, böylece Sofya Üniversitesi diploması ile bir süre otobüslerde bilet satar. Kendi insanlarını daha yakından tanır, totaliter dönemde yaşadıkları baskıları bizzat görür ve kendi de yaşar onları…

Ve tüm bunlar yetmiyormuş gibi “89 Göçü” gelir çatar. Kimilerine göre o “Büyük Seyahat”tır. Ali Boncuk için ise onu “büyük rezalet” olarak tanımlar. Bu, onun şiirine de yansımıştır:

AYRILIK ZAMANI

Yıllar geçse de ölmüyor ayrılık,
Özlem ateşi hala yakar beni,
Köyümde evler ıssız, karanlık…
Eş, dost, hicrete mi gidiyor?

Sevdiklerimi el alıp götürür,
Büyür kederi bizim ilin…
Göç kervanı durmaz her gün yürür
Yüzü hazin olmuş milletimin.

Boş kalan yuvam bana küsmüş?
Nerden düştü üstüme bu ateş?
Evime gelen ayrılık çok müthiş
Nerede kaldı hısım akraba, dost, eş?!

Pembe beyaz günlerim çoktan yıkık,
Güneş doğsa bile kalbim yetik
Yarab, sana bir rica, bir istek:
Artık ayırmasın bizi felek!

Ali Boncuk, oldukça bir hayli mesafe aldığı bir ömürde nice sonra eski tanıdıklarla, eski aşklarla da karşılaşır. Bu buluşmalarda duygu yoğunluğu, coşkular yaşarız. Gayet doğal da, üzüntüler…

YILLAR SONRASI

Yıllar sonrası görüverince seni
Kesildi nefesim, mıhlandım yerimde
Gençliğimizden gelen bir esinti
Şifa verdi kalbime birdenbire…

Bir baktı sana
Sevgi dolu gözlerimle
Sen de baktın bana,
Bir hazindi bakışın

Bakışlarımızla konuşabildik yalnız…
Nitekim oyunundan yenik düştük
Ama bugün bakışlarımızla
Aşkımızın kapısını yeniden açtık…

Şair, yetmişine merdiven dayamıştır artık. Çoluk-çocuk, torunlar kendi yollarını seçmişler, ocaktan, yuvadan ayrılmak zamanı çoktan gelmiştir. Bir de işsizlik çalmıştır kapıyı. Bunu, onun döktüğü dizelerle bir okuyalım:

YALNIZLIK

Kendimle konuşurum her akşam,

Düşmüşüm tuzağına yalnızlığın.

Ne zormuş bu günlerde yaşam

Dermanı yok mu işsizliğin?!

Aylardır kapımı çalan yok,

Haydi gel ceylan yavrusu,

Kuruyan boğazıma bir damla su ver.

Kaynak: Alev Dergisi